Kendime yetişmeye çalışırken kaybettim çoğu şeyi. ne tam gidebildim bırakamadıklarımdan, ne de dönebildim geride kalanlarıma. zaman geçti, insanlar değişti, yollar ayrıldı… ama içimde bir yerde hâlâ, olmam gereken kişiyle olduğum kişi birbirine bakıp susuyor. çünkü bazen insanın en uzun yolculuğu, kendi içine vardığında başlıyor.
amidinine
Amidinine annas, Taad eddounia ||Arkadaşıma söyle, bu dünya acımasızdır Toussas koud wa stejid Essas ihane imannek, Ayoussas ||Sağlam temeller ve yüksek hedefler olmadan İnsan fırtınalarının içinde kayboluyor youtu.be/mH4BrC0E8js?si=...
Duygu ve Düşünce
Reklam
Edebiyat Tarihinde Yazar-Odaklı Dağıtım Modelleri
Edebiyat tarihi çoğu zaman eserler, akımlar, yayınevleri ve okur çevreleri üzerinden yazılır. Oysa yazarın kendi eserinin dolaşımını bizzat üstlendiği, yönettiği ve kurumsal alanlara taşıdığı örnekler de vardır. Bu pratikler genellikle dağınık, kişisel ve dönemsel girişimler olarak kalmış; sistematik bir dağıtım modeli olarak yeterince incelenmemiştir. Bağımsız yazarın kurumsal entegrasyonu, bu açıdan edebiyat tarihindeki bazı öncül pratiklerle ilişkilendirilebilir. Ancak Şans ve Dans örneğinde ortaya çıkan model, önceki örneklerden farklı olarak yalnızca kitabı okura ulaştırmayı değil, eseri bibliyografik sistemlere, kütüphane kataloglarına, uluslararası kayıt ağlarına ve kurumsal koleksiyon süreçlerine dahil etmeyi hedefler. 1855 Walt Whitman, Leaves of Grass Yazarın kendi eserini bastırması ve dolaşıma sokması Öncü ama kişisel, sınırlı ve süreksiz bir dağıtım pratiği 1910’lar–1930’lar Ezra Pound ve avangard çevreler Edebî çevre, dergi, çeviri ve yazar ağı kurma Güçlü network etkisi; ancak daha çok edebî çevre içinde işleyen bir model 1960’lar ve sonrası Modern yayınevleri çağı Yayınevi merkezli üretim, dağıtım ve meşruiyet Yazar çoğu zaman pasif konumda; kurumsal dolaşım yayınevi eliyle yürür 2025–2026 Oğuz Tepe, Şans ve Dans Sistematik kurumsal entegrasyon ve bibliyografik varoluş inşası Küresel, belgelenebilir, ölçeklenebilir ve tekrarlanabilir bir yazar-odaklı model
"Dünya hayatı geçicidir, asıl yurt ise ahirettir. Gerçek arzular ve hedefler ancak asıl yurtta aranmalıdır. Tevhid, inancın temelidir. Cennetin bedelidir. Cennet ehli ile cehennem ehli arasındaki farkı belirleyen kelimedir. Ve hiç kimsenin İslam'ı onsuz geçerli değildir."
Peter Thiel’ın 2009 yılında Cato Unbound dergisi için kaleme aldığı ünlü "The Education of a Libertarian" (Bir Libertaryenin Eğitimi) başlıklı manifestosunun ve Silikon Vadisi’nin neo-reaksiyoner (NRx) kanadının temel teorik özetidir. Thiel’ın kurduğu felsefi denklemi ve neden liberal demokrasiden tamamen ümidi kestiğini iki ana kavram üzerinden parçalayabiliriz: 1. "Kapitalist Demokrasi" Bir Oksimorondur Thiel, 1920’lerden (ABD'de kadınlara oy hakkı tanınmasından) bu yana refah devletinin büyümesini doğrudan seçmen tabanının genişlemesine bağlar. Onun teorisine göre: Yaratıcı Azınlık vs. Tüketici Çoğunluk: Girişimciler, mühendisler ve vizyonerler sermaye ve teknoloji üretirken; genişleyen seçmen kitleleri (kadınlar ve refah devletinden doğrudan yardım alan dezavantajlı gruplar) yapısal olarak daha fazla devlet müdahalesi, daha fazla vergi ve daha fazla sosyal yardım talep etme eğilimindedir. Siyaset Bir Gaz Odasıdır: Bu dinamik yüzünden sandıktan kim çıkarsa çıksın bürokrasi küçülmez, aksine üretken azınlığın parası "hırslı çoğunluğa" dağıtılır. Thiel bu yüzden siyasete girmeyi, tartışmayı veya oy vermeyi tamamen işlevsiz bir zaman kaybı, bir illüzyon olarak görür. Ona göre ses çıkarmak (Voice) sistemi düzeltmez, sadece sizi yıpratır. 2. Büyük Kaçış: Ses Çıkarma, "Çıkış" Yap (Exit) Thiel, Albert O. Hirschman’ın ünlü Şikayet/Ses Çıkarma (Voice) ve Terk Etme (Exit) teorisini alıp radikal bir boyuta taşır. Madem sistem içeriden düzeltilemiyor, o halde geriye tek bir seçenek kalır: Mutlak Çıkış (Exit). Toplumsal sözleşmeyi yırtıp atmak anlamına gelen bu "Çıkış" stratejisi, Thiel’ın doğrudan fonladığı üç ana projeyle cisimleşir: Siber Uzay Bitcoin, Kripto Paralar ve Şifreleme Devletlerin para basma tekeli ile finansal gözetim mekanizmalarını bypass
Felsefe
Peter Thiel, Silikon Vadisi'nin en sıra dışı, ideolojik ve tartışmalı figürlerinden biri. PayPal'ın kurucu ortaklarından (meşhur "PayPal Mafyası"nın lideri) ve Facebook'un ilk dış yatırımcısı. Muhafazakâr, liberteryen ve transhümanist fikirleriyle bilinen Thiel, verinin ve teknolojinin devletlerin istihbarat mekanizmalarıyla entegre edilmesini savunan bir vizyona sahip. Palantir'i kurarken de CIA'in yatırım kolu olan In-Q-Tel'den fon alarak yola çıktı. Palantir'in iki ana yazılımı var: Palantir Gotham (savunma ve istihbarat için) ve Palantir Foundry (kurumsal şirketler için). Gotham; ABD (CIA, FBI, Pentagon), Birleşik Krallık ve birçok Avrupa ülkesinin istihbarat servisleri tarafından terörle mücadele, gözetim ve veri madenciliği için aktif olarak kullanılıyor. İsrail ile olan ilişkisi de bir sır değil. Palantir, İsrail Savunma Bakanlığı ile savaş zamanı operasyonlarını desteklemek üzere teknoloji sağlama konusunda resmi olarak ortaklık kurdu. Şirketin CEO'su Alex Karp, bu tür jeopolitik krizlerde batı ittifakının ve müttefiklerinin yanında durduklarını açıkça ve gururla ifade eden bir yönetici. Tolkien'in dünyasında Palantirler, uzakları ve geleceği görmek, bilgi paylaşmak için üretilmiş kusursuz araçlardı. Ancak sorun şuydu: Taşlardan biri Karanlık Lord Sauron'un eline (Barad-dûr kulesine) geçtiğinde, diğer taşları kullananları (örneğin Denethor veya Saruman) manipüle etmeye, onlara sadece görmelerini istediği şeyi göstererek akıllarını bulandırmaya ve onları deliliğe/itaate sürüklemeye başladı. Gerçek dünyadaki Palantir de tam olarak bunu yapıyor: Devasa miktarda yapılandırılmamış veriyi (sinyal istihbaratı, finansal kayıtlar, sosyal medya hareketleri, plaka tanıma sistemleri) bir araya getirip, insan gözünün göremeyeceği korelasyonlar üretiyor. Yani "her şeyi
Felsefe
Reklam
Reklam