Geri Bildirim
  • Ama bir kez hedefe vardı mı, yeni hedefler çağırır onu bu kez. Böylece Papalagi, yaşamı boyunca durup dinlenmeksizin koşuşturur durur.
  • "Ömür boyu belirli türde bir faaliyette bulunabiliriz tabi. Ama bunu sabit bir hedef olarak seçmemeliyiz. Ne yaşamda, ne sevgide belirli amaçlar ya da sabit hedefler vardır. Amaçlar birer sözleşme değildir. Giriştiğimiz faaliyetler hayata açılan yollardır sadece; hayatın güzelliği ve gizemi ile ilgili deneylerdir."
  • Mükemmeliyetçilik tüm nevrozların kökündeki nedendir. İnsanlık mükemmeliyet fikrinden kurtulmadığı sürece asla akıl sağlığına kavuşamayacaktır. Mükemmellik fikrinin ta kendisi tüm insanlığı çılgınca bir hale sürüklemiştir. Mükemmellik terimleri ile düşünmek demek senin ideoloji, hedefler, değerler, -malı'lar, -mamalı'lar terimleri ile düşünmen demektir.
    Osho
    Sayfa 62
  • Hayâlperest olmayın. Ayağınız yer tutmaz, sallanırsınız. Fakat hayâliniz geniş olsun. Geniş düşünün. Büyük düşünün. Size gösterilen hedefleri zihninizle aşın.
    Nedir gösterilen hedefler?
    Mesela diploma. Mesela yaklaşan bir imtihanın başarılması. Falan dersin bellenmesi, hazmedilmesi, belki de hazmedilmesinden çok o dersten iyi not alınması. Kötü, küçük, yozlaştırıcı hedefler bunlar. Böyle kıtıpiyoz hedefler olduğu için de daracık odalarda at yarışı yaptırılan jokeyler (biniciler) gibi koşamamak, hırslanmak, buhrana kapılmak, bıkmak ve yorulmak var.
  • DÜNYAYI GÜZELLİK KURTARACAK!

    Çünkü ego, tam bir ümitsizlik noktasında intihar eder.

    Hermann Hesse'yi bana sevdiren Beyza'ya teşekkürler ^_^

    Hermann Hesse, İsviçre'li ama Alman, Alman ama İsviçre'li! Her şeyin öncesinde insanlığın unutulduğu bir coğrafyanın, soğuk savaş dönemlerinde can bulmuş bir yazar. Ayrıca nitelikli bir hain! (Nazilere göre) Beni ona en çok yakınlaştıran ise ''kaderini arayışındaki huzursuzluğudur.'' İşte tam olarak bu!

    1923 yılında Almanlar tarafından hain ilan edilmeden bir sene önce yazmıştır bu kitabını.

    Hesse, Doğu felsefesinde var olan ve daha sonra 19. yüzyılın Amerikan transendentalistlerinde (Emerson tarafından ileri sürülen ''Deneyüstücülük'' anlamını içeren bir düşünce akımı) tezahür eden iç huzuru bulmanın değerli bir yaklaşım olduğuna inandığını anlatır. Ancak, Siddhartha’nın yaklaşımı, iç huzura kavuşmasına yardımcı olabilse de, maddi çatışma ve adaletsizlik dünyası bir kimsenin değişim için mücadele etme yeteneğini köreltir ve uğraştan vazgeçirir.


    Siddhartha, dünyanın bütününde birlik olgusunun bulunması gerektiğini öne sürüyor: “Ve tüm sesler, tüm hedefler, tüm özlemler, tüm üzüntüler, tüm hazlar, tüm iyiler ve kötüler'' hepsi dünyada aynı anda bulunmakta. Hayatın kendisinin de imkansız olduğu gerçeğini fark eden Siddhartha, yaşamını belirli yollar ve sınırlarda kalmaya çalışmadığı için sadece onun içinde bulunmayı öğrenir. Çatışmanın kendisiyle yüzleşmek yerine, etrafındaki her şeyi tanıdığı ''Om'' ile birleştirmeye çabalar. Bu yaklaşım, yaşamın sürekli bir çatışma halinde olduğu gerçeğini tamamen reddetmekle birlikte bireyin amacının çatışmayı görmezden gelmek yerine adaletsizliğe karşı mücadele etmek olmalıdır. Bu felsefe, tehlikeli ve yıkıcı olan pasifliği öğretir. Elbette Siddhartha nehrin yanında barışa ulaşmış olabilir, ancak tüccarlar bir yandan(din tüccarları özellikle) soymaya devam eder cepleri, zihinleri, fikirleri! Zengin daha zengin olurken fakir daha fakir olurken, fakirin ömrüne anlar biçilir.


    Siddhartha'ya göre ''dünyayı sevmek, nefret etmemek, birbirimizden nefret etmemek, dünyayı, kendimizi ve tüm varlıkları sevgi, hayranlık ve saygı ile görebilmek'' huzura erişebilmeyi sağlayabilir. Tabii bunu gerçekleştirebilmek zordur. Meşakkatlidir! Her şeyden önce dünyanın işleyiş birimi çıkardır. Çıkarlar doğrultusunda sevgi, saygı şekillenir.
    Dünyayı efendiler ve köleler diye ikiye ayıranları da bilmek, öğrenmek gerek. Bir kölenin efendisini koşulsuz sevmesi ona ne fayda getirir? Efendisi ya da ona işkence edeni sevmek için kendini neden kurban eder? Kabul edilmiş çaresizlik şu yaşadığımız toplumun en acı olgusu olsa gerek. Toplum, bir adaletsizliği kabul etmemeli ve sevmemeli, daha ziyade temizlemeli ve yenilgiye uğratmalı! Mao Tse-tung'un Çelişkiler Üzerine adlı kitabında şöyle demektedir: “Biz barış arzu ediyoruz. Ancak, emperyalizm bir savaşta savaşmak konusunda ısrar ederse, savaşmaktan başka bir seçeneğimiz olmayacaktır. ”Hiç kimse şiddete ya da çatışmaya başvurmaz, ama kimse bu kadar naif olmamalıdır.'' Adaletin nasıl geleceğini ancak şartlar belirleyecektir.


    Siddhartha, içsel mutluluğun sırrının mükemmelliği aramak değil, dünyayı olduğu gibi sevmek ve ona ait olmaktan hoşnut olmakta yattığını ifade eder. Sömürgecilik meditasyonla yenilmedi, köleliğin boyunduruğu pollyannacılığımız ile kalkmadı. Her birey, hem bireysel hem de daha büyük bir evrensel kimliğin parçası olarak, adaletsizliğe ve yolsuzluğa agresif bir şekilde meydan okuyarak önemli bir rol oynamalı. Bu insan varoluşununun yegane amacı olmalıdır.


    Hesse’nin bu romanı, bireyleri sosyal iyileştirme mücadelesini pasif bir meditasyonla mücadele etmek yerine gerçek mücadeleye çağırır. Bir nevi teşvik eder. İnsan sadece kendisini değil toplumu, insanları hatta bütün dünyayı sahiplenmelidir. Dünya senden daha önemlidir. Bu derin ama kesin sonıca ulaşmanın yolu da çetin ve çetrefillidir. Ancak ulaştığında toprağın diğer kısmında bile huzurlu, rahat olabiliriz.


    Yaşadığın toplumu sahiplenmek, içindeki ''Ben''i atmak, ve yukarıda desteklenen tüm düşünceler, Vietnamlıların, en gelişmiş silahlarla donanan, süper güç ABD'yi yenmesine kadar dayandırır tarihi. Eski Vietnam Başbakanı ''Ho Amca'' ''Vietnamlılar ölümden korkmadıkları için asla yenilmeyecekti'' demiştri. Vietnam bir bütün olarak bireysel bir egoyu çoktan aşmıştır. Adaletsizliğe ve yolsuzluğa meydan okumak ve herkesin sürdürülebilir ve adil bir yaşama kavuşması için, geleceğini inşa etmeye devam etmesi için ''Ben''i ortadan kaldırması ve ayağa kalkması gerekmektedir.

    Kitabın bazı bölümlerinde inanılmaz derecede yoruldum, bırakmayı bile düşündüm. Ancak sabırlı olmakta fayda olduğunu bir kez daha gördüm :) Okuyunuz!
  • ❤Herkes Zirvede Olmayı Hedefler Ama Hiç Kimse

    ❤ Bilmez ki Zirve; Yükselişin Sonu, İnişin

    ❤ Başlangıcıdır...?
  • Hedefler, başarmak istediğiniz şeydir. Önemli sonuçlar, bunu nasıl yapacağım. Amaçları. Anahtar sonuçlar Ne ve nasıl. Ama gerçek şu ki: Birçoğumuz hedefleri yanlış ayarlıyor ve çoğumuz hiç hedef belirlemiyor.