Yakın zamanda vefat eden Baek Sehee'nin bu eserini okumadan önce gereksiz bir beklenti içerisindeydim. Bu beklentinin sebebi elbette sosyal medya ve popüler kültürdü. Fakat eserin sonunda umduğumu bulamadım.
Baek Sehee bu eseri kendisi ile aynı şeyleri yaşayan insanların yalnız olmadığını hatırlatmak için kaleme aldığını özellikle vurguluyor. Depresyon, anksiyete ve alkol bağımlılığı gibi sorunlarla mücadele eden yazar, psikiyatri seanslarını kayıt edip yazıya dökerek okuyucuya iletmiş. Eser boyunca güçlü bir oto sansür hissettim. Elbette seansları harfi harfine yazmak zorunda değil ve bir şeyleri saklamak onun en doğal hakkı. Bu oto sansürler nedeniyle ortada ne bir adam akıllı problem ne de bir tedavi görebiliyoruz. Uzman bir psikiyatrist değilim, bu alanda çok fazla şey bilmem ama okuduğum onlarca kitaba dayanarak çok fazla yüzeysel bulduğum itiraf etmeliyim.
Başlığı ile okuyucuyu kendisine çeken fakat içeriği ile zaman kaybı olduğunu düşündüğüm bir eser. sevgili Baek Sehee, ben de ölmek istiyorum ama mantı da yemek istiyorum... Fakat aynı sebeplerden ölmek istemiyoruz.
Kitapla ve saygı ile kalın.