Çevremde ki herkes muhteşem, efsane bir karakter, okuduğum en iyi fantastik roman söylemleri duydukça yüreğim kıpır kıpır olmuştu. Kafamı boşaltıp nihayet zevkle okumaya başladım. Yazarın yarattığı fantastik evrene alıştıktan sonra hikaye doyurucu bir şekilde devam etti. Ta ki Kvothe'nin hayatında ki dönüm noktasına kadar. O kırılmadan sonra yazarın yarattığı karakterler sadece boş bir çerçeve gibi Kvothe'ye yardım edip yada olayda bulunup kaybolup gidiyor. Halbuki kırılmadan önce ki karakterler annesi, babası, hocası, kabarede ki insanlar etli kanlı canlı birer doyurucu karakter olarak çıktılar. Yine kırılmadan önce olay akışı bize yani bana "demek en iyi fantastik roman dedikleri kadar var" dedirtti. Çıta yükseldi ama yazar sonra karakterleri boş verdi, olay örgüleri devamlı birbirine benzer konuları içerdi, sadece sayfa sayısını yükseltmek için yazılan çokça benzer konular ve yazar fantastik bir hikaye yazdını unuttu sonra hatırladı zorlama hemde çok zorlama mitolojik bir canavarın bozmasını koydu. Tepkim "ne gerek vardı" oldu. Gerçekten gereksiz bir fantastik öğe çünkü kitap boyunca başta verilen ana fantastik öğeleri 730 sayfada hiç olmazsa burada değinse idi bir tık roman gözümde yükselmiş olurdu. Onun yerine sadece sayfa doldurmalık bir canavar. Bir miktar ana fantastik öğeler hakkında bilgim olsaydı bu canavarı okumak makul olurdu. Okula gelirsek. Ne okuduğu anlaşılıyor sadece gidip geliyor. Öğretmenlerin ise sadece ismi var hiçbir şey öğrettikleri yok. Sadece Kvothe'nin süper zeka dahi olduğunu biliyoruz. En saçma bulduğum olay ise kitabı ismini veren olayı iman gücü ile bulmuş olması. Bide kitapta da bahsi geçen ve çoğu kişinin de yansıttığı Kvothe'nin kadınları. İnanmayın palavra 4 kadın karakter var. Biri kardeş statüsünde sadece iki üç kere