Tayfun Koyun

Tayfun Koyun
@heibk201
10 milyar yıl öylesine narin, öylesine çabuk bozulabilen bir süreçtir ki!.. Buruk bir sevinç, neredeyse üzücü bir şefkat uyandırır.
3/10
·736 syf.··
2019 3. kitabı
Çevremde ki herkes muhteşem, efsane bir karakter, okuduğum en iyi fantastik roman söylemleri duydukça yüreğim kıpır kıpır olmuştu. Kafamı boşaltıp nihayet zevkle okumaya başladım. Yazarın yarattığı fantastik evrene alıştıktan sonra hikaye doyurucu bir şekilde devam etti. Ta ki Kvothe'nin hayatında ki dönüm noktasına kadar. O kırılmadan sonra yazarın yarattığı karakterler sadece boş bir çerçeve gibi Kvothe'ye yardım edip yada olayda bulunup kaybolup gidiyor. Halbuki kırılmadan önce ki karakterler annesi, babası, hocası, kabarede ki insanlar etli kanlı canlı birer doyurucu karakter olarak çıktılar. Yine kırılmadan önce olay akışı bize yani bana "demek en iyi fantastik roman dedikleri kadar var" dedirtti. Çıta yükseldi ama yazar sonra karakterleri boş verdi, olay örgüleri devamlı birbirine benzer konuları içerdi, sadece sayfa sayısını yükseltmek için yazılan çokça benzer konular ve yazar fantastik bir hikaye yazdını unuttu sonra hatırladı zorlama hemde çok zorlama mitolojik bir canavarın bozmasını koydu. Tepkim "ne gerek vardı" oldu. Gerçekten gereksiz bir fantastik öğe çünkü kitap boyunca başta verilen ana fantastik öğeleri 730 sayfada hiç olmazsa burada değinse idi bir tık roman gözümde yükselmiş olurdu. Onun yerine sadece sayfa doldurmalık bir canavar. Bir miktar ana fantastik öğeler hakkında bilgim olsaydı bu canavarı okumak makul olurdu. Okula gelirsek. Ne okuduğu anlaşılıyor sadece gidip geliyor. Öğretmenlerin ise sadece ismi var hiçbir şey öğrettikleri yok. Sadece Kvothe'nin süper zeka dahi olduğunu biliyoruz. En saçma bulduğum olay ise kitabı ismini veren olayı iman gücü ile bulmuş olması. Bide kitapta da bahsi geçen ve çoğu kişinin de yansıttığı Kvothe'nin kadınları. İnanmayın palavra 4 kadın karakter var. Biri kardeş statüsünde sadece iki üç kere
Edebiyat
Rüzgarın AdıPatrick Rothfuss · İthaki Yayınları · 20194,601 okunma
Özlem isimli okura yanıt verildi
Tayfun Koyun
Cevap için teşekkürler. Ben sadece kendi çapımda değerlendirme yaptım. Neden beğenmediği mi size cevap şeklinde yazdım. Lütfen size cevap olarak değil, kitabın benim açımdan değerlemesi olarak değerlendirebilirsiniz. Kitabın anlatış tarzı otobiyografi olabilir ama karakterlerin hiç anlatılmamış olmasını anlamıyorum. Otobiyografik bir eser olan Amin Maalouf'un Yaşamın Kıyısında kitabı edebi dili ve karakterleri ile okurken büyük bir zevk yaşatmıştı. Annesi, babası, dedesi ve büyükannesi tasviri. Bende kendi hayatımı anlatamam hatta denemem bile ama edebiyatçı olunca anlatılabilir. Amin Maalouf bunu başarıyla yapmış. Belki çoğu kimsenin ilgisini çekmeyen Lübnan'nın hristiyan Arap olan kendini ve ailesini anlatmış. Denna'ya gelirsek. Gerçekten ismini yazınca hatırladım. Karakteri hiç açmadığı için ismini hatırlamadım. Hikayesinden bahsetmiyorum, karakterinden bahsediyorum. İnsan sevdiği ve aşık olduğu birinin karakterini anlatmaz mı? Şu ayrıntıyı unutmayalım kitabı yazdırıyor. Yani kitabın hikayesi başlangıcı çocukluktan büyüme evresi değil. Büyük olan birinin çocukluk anıları. Aşık olduğu kızı anlatırken gözlerinden kıvılcım çıkması lazım. Bence torpil geçmesi lazım. İnsani yön budur. Ama yazar ne yapmış. Kvothe bu kıza aşık. Hiçbir bir mantıklı açıklaması olmamasına rağmen. Ben böyle ana karaktere birde aşk yazalım tarzını sevmiyorum. Nesnel aşk bana tuhaf geliyor. Bence yazar Denna' yı öyle bir anlatmalıydı ki bende Denna'ya aşık olmalıydım. Ben anime de izleyen birisi olarak. Bu rüzgarın adını çağırması kötü animelerin seçimi olarak, devamlı kullanılan bir olgu. Oysa hocaları aktif olsa birşey öğretse tuhaf yada saçma gelse bile bizim kafamızı çorbaya döndürse kötü mü olurdu? Olmazdı bence çünkü derdim " hocalarından birikimini vardı". Yazar sadece olduya bittiye getirip, sanki demiş ki "Kvothe sen seçilmiş kişisin". Bu tür gelişmeler bence kolaya kaçmak. Yazar ne okul hayatını anlatmış nede aç kaldığı anları anlatmış. Devamlı oradan oraya dolaşan birisi var. Aç kaldığında kimsesiz çocuklara bakan kişiyi anlatsaydı hiç olmazsa veda ederken ki hüzünü bana işlerdi. Sıkıntı fantastik olup olması değil kitap olarak kötü. Ayrım yapabileceğim tek nokta anne- babasını kaybedene kadar ki olan süreç güzel işlenmişti. O süreçte ki karakterler ve hikaye mükemmeldi. Beklentim 780 sayfa okuduğum için birşeyler almak ister insan. Mesela uç örnek ama Bülbülü Öldürmek kitabı 280 sayfa aldığım zevk kitaptan müthişti. 500 sayfa daha fazla okuduğum kitapta beklentim olmamasına rağmen en azından ufak bir zevk almak isterdim. 1000 sayfalık Stephen King kitabı O'da 15 yakın karakteri tanıdık, 780 sayfalık kitaptan hiç karakter tanımamak üzücü.