İnsan değil miyim? O büyük budalalığı ben de yaptım; bütün evliler kusuruma bakmasın ama, ben evlenmeye bu adı veririm. Ne ise, büyük budalalığı yaptım,
yani evlendim.”
“İyi ama, kaç kez?”
“Kaç kez mi? Namuslu olarak topu topu bir kez;
yarı namuslu olarak iki kez; namussuz olarak da bin, iki
bin, üç bin kez. Hesabını tutmadım ki!”
Dedem, koca elini kıza uzatır, yavaş
yavaş, tatlı ve kudurmuşçasına yoklardı. Sonra da ağlamaya koyulurdu. Bir gün, ‘Neden ağlıyorsun dede?’ dedim. ‘Ne ağlamayım be çocuğum,’ dedi. ‘Ben ki ölüyorum ve bunca güzel kızı arkamda bırakıyorum!..’
Bir mutluluğu yaşarken onu kavramamız zordur; ancak o geçip de arkamıza baktığımız zaman, birdenbire biraz da hayranlıkla, ne kadar mutlu olduğumuzu anlarız.