Ne kadar garip, dedi Sam kendi kendine, sırf onları sürekli görüyoruz diye ya da aramızda güçlü bir duygusal bağ var diye bir insan hakkında her şeyi bildiğimizi zannediyoruz.
Heathcliff tek bir insani duygu gösterir ve bu da Catherine'e olan ateşli ve insanlık dışı bir his olan sevgisi değildir. Böyle bir tutku, kötü bir dehanın kötücül özünde kaynayıp parlayabilir, işkence çeken merkezden, cehennem dünyasının daima acı çeken büyük ruhlarından birinden gelen bir ateş ve söndürülemez, durdurulamaz yıkımı, kendisini gittiği her yere Cehennem'i yanında götürmekle lanetleyecek olan kararın uygulanmasını sağlar.*
Ama bu halimle de daha fazla devam edecek gibi değilim! Soluk almayı kendime hatırlatmak zorunda kalıyorum! Neredeyse kalbime atması gerektiğini söyleyeceğim! Esnekliğini yitirmiş bir yayı yeniden bükmeye benziyor bu... En ufak işi bile bir amacım olduğundan değil, zoraki yapıyorum; kendimi zorlayarak karşımdakinin canlı mı, cansız mı olduğunun ayırdına varıyorum. Evrenin mantığıyla uyuşmuyor bu...
“Onu rahatsız etmek ha! Hayır! Asıl o beni rahatsız etti, hem de şu on sekiz yıl boyunca, gece demeden gündüz demeden... Hiç durmadan... Bana hiç acımadan... Ta ki dün geceye kadar... Ve dün gece artık huzur içindeydim. O mezarında uyuyanla birlikte son uykuma dalmanın hayalini kurdum; kalbim durmuş, buz gibi yüzüm onun yüzüne yapışmış halde.”