Persona-3 Gölge/ İnceleme
8/10
·384 syf.··
2026 51. kitabı
Serinin final kitabında tüm gizemler son buldu ve beni her sayfası tatmin etti. Finalde büyük sırrın nereye bağlanacağını çok merak ediyordum ve okuduğumda gerçekten şok oldum. Asena Nişikli'yi tebrik etmek gerek çünkü üç kitap boyunca gizemi ve aksiyonu üst seviyede tuttu ve etkileyici bir finalle de bitirdi. Hektor ve Gece'nin kendi sonsuzluklarına kavuşması da çok duygusaldı.
Persona 3: GölgeAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 202564 okunma
10/10
·176 syf.·
Beğendi
·
2026 73. kitabı
Noxborn - Uyanış Soluksuz okunacak, her sayfası her bölümü merak uyandıran ve sizi sürükleyecek kurgusuyla Noxborn favorim oldu. İlk kitap , seriye başlangıç klişelerinden, yavaşlığından hatta sıkıcılığından uzak o kadar tempolu ki hayran kaldım. Uyanış , Noxborn evrenine giriş yaptığım ama karakterler, olay ve ilerleyiş tarzıyla vay be dedirtti. Keşke dizisi olsa da izlesem dediğim kitaplar arasına da hızlıca giriş yaptı. Kasabadaki kolejde okuyan - şimdilik - sıradan bir arkadaş grubu içerisinde beklenmedik bir gecede gizemli bir olay sonrası dönüşüm geçiren Hektor ve içine düştükleri Noxborn evreninde tarafları, yaratıkları, avcıları , güçleri , tılsımları öğrenen bizler. Elbette bu savaşta iyiler ve kötüler var. Maviler , koruyucu olanlar ; Kırmızılar , yok edici olanlar. Öte yandan Alfa Noxbornlar ve onların hikayesi de merak uyandırıcı. Tüm bu fantastik maceranın içinde gençlerin heyecanı, hırsı, dostluğu, aşkı da var. Hem gerçeklikten uzak hem de gerçeğin ta kendisi. Peki Kış Balosu'nda iyi ve kötü Noxborn'ların , yaratıkların ve avların savaşını okumaya, kitabın sonunda da şok olup hemen devam kitabını okumak istemeye var mısınız ? Kitapları Kurtaran Kedi Uyanış Ali Murat Yılmaz
UyanışAli Murat Yılmaz · P Kitap · 202612 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Diana, Hektor, Eric, Lucas ve Vanessa... Beş kişilik birbirlerinden bambaşka karakterlere sahip bir grup, sınavların ve arkadaş ilişkilerinin önemli olduğu liselerindeki koridorlarında her zamanki gibi günleri geçerken bildikleri hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaklardır. Her şeyin planlı olması için çaba sarf eden Diana'nın dilinden tanık olunacak olayların başlangıcı ise sıradan gözüken bir okul gününün sounda Hektor'u takip ederken gördüğü manzaradır. Sadece kıpkırmızı iki gözün göründüğü bir yaratık tarafından ısırılan Hektor'un kötüleşmesi ile saklandığı yerden çıkan Diana için uyanma vakti çoktan gelmiştir. Diana için bilinmeyen bir girdabın içerisine doğru adım attığının bilinci sarsıcı bir gelişmeyken tanık olduğu olay ile Noxborn dünyasının kapılarını araladığının farkında değildir. "Noxborn dünyasında iki tür vardır. Kırmızılar; yani güç için öldürenler, yok edenler. Ve maviler; koruyanlar, yaşatanlar. " Hektor ile kendisini ısıran yaratığın hangi taraftan olduğunu biyoloji öğretmenin cümleleri ile öğrenecektir. Okulda her gün gördüğü ve ailelerinin güvenerek çocuklarını emanet ettiği öğretmenlerinin aslında bambaşka kişiler olduğunu fark ettiklerinde gerçekliğin keskinliğinde yapmaları gereken tek şey hayatlarına giren yenilikleri kabullenip kendilerini korumaktır. Gecenin karanlığında görünenler ve bilinenler güneş doğduğunda gizlenmek için kenara çekilir. Çünkü Noxborn evrenin kendisini hatırlatması için gecenin karanlığına ihtiyacı vardır. Hektor'un mavi bir Noxborn olduğu anlaşıldığında ve vücudundaki değişimler de gözler görülür bir şekilde dikkat çektiğinde okuldaki dengeler de değişmeye başlayacaktır. Hektor'un yeni güçlerine alışmaya çalışırken yaşananlar beşli grubun çatırdamaya başladığının sinyalleri alarm niteliğinde belli
UyanışAli Murat Yılmaz · P Kitap · 202612 okunma
Sapıkça davranışları normalleştirmeyin
Puan vermedi·%22 (108/480 syf.)·
Açıkçası bu kitaptan gerçekten de yüksek bir beklentim vardı ve bunun en büyük sebebi de Damla'nın (samimiokur) bu kitabı çok beğenmiş olmasıydı. Maalesef pek de düşündüğüm gibi çıkmadı. Belki ilerleyen sayfalarda daha ilgi çekici oluyordur ancak sabredemeyeceğime karar verdim. Yarım bırakmama sebep olan şeylerden bahsedeceğim, belki birileri için yararlı olur. Dikkatimi çeken ilk şey yazarın anlatımıydı. Cümleleri genellikle "şu olduğunda bu oldu" şeklinde kurmuş. Daha anlaşılır olması için birkaç örnek: 1. Çatık bakışlarım onu bulduğunda ürperdim. 2. Karşısında aptal gibi durduğumu anlayıp, kendime öfkelendiğimde elimdeki kalemi tezgahın üzerine bırakıp başımı dikleştirdim. 3. Duyduklarımla dudaklarım aralandığında nefesim kesildi. Yazar bence "ve" kelimesinden nefret ediyor. Bu tarzda kurduğu cümlelerin çoğunda "ve" kullanmış olsaydı çok daha akıcı ve güzel bir anlatım yakalayabilirdi diye düşünüyorum, en azından benim için. Tercih ettiği anlatım beni rahatsız etti, çok gereksiz buldum ve bazı noktalarda anlam da bozulmuştu. Bir örnek: Kaşlarım çatılıp alnımın ortasında ince bir çizginin oluşmasına neden olduğunda, parmaklarımın arasında duran zarfın maksadını çözemedim. Kaşların çatıldığı için mi zarfın maksadını çözemedin yoksa zarfın maksadını çözemediğin için mi kaşların çatıldı? Mantıkken ikinci seçeneğin olması gerekiyor, öyleyse burada cümlelerin sırası yanlış. Sonrasında her şeyin renginden bahsedilmesi var. Bordo kadife kumaş, çizim defterinin kırmızı kapağı, giydikleri her bir kıyafet, Berna ablanın yeşil kazağı, Ekrem amcanın kahverengi gözleri... Karşımıza çıkan neredeyse herkesin göz ve saç rengini biliyoruz. Bazen de aynı şeyin renginden birden fazla kere bahsediliyordu. Feray her tayt giydiğinde taytın renginin siyah olduğundan
Persona 1: KaranlıkAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 2024442 okunma
10/10
·312 syf.··
2026 20. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 14:05
İnceleme yapmak fikri bana hep bir iddia gibi geliyor. Bu işin ehli olmak lazım. Ama bu başlığı değiştirmek istesem; Bir kitabın okuyucuda bıraktığı izler olurdu. Âşk hususunda yazılmamış, söylenmemiş kaç kelime kalmıştır ki. Yazar da kendi kelimelerini bu hikâyeyle dile getirmiş. Eve dönmek, evden uzaklaşmakla başlar. Bu hikâyenin Orhan'ı, Tutanamayanların Selim'i, Aydaki Kadın'ın Selim'i, İlyada'nın Hektor'u, Paris'i, Odysseus'u; kaybolan adamları. Kimisi bir şehire gitmiş bazen de şehre bir kadın gelmiş, kimisi savaşmış, kimisi en başta yenilmiş. Aşk insanın kendi kalbine yenilmesi ise Orhan kendine defalarca yenilmiş. Yenilgilerini alıp kaderin onu çağırdığı Saklıkuyuya gitmiş. Bir kadında ölen Orhan bir kadında da hayat bulmuş. Tarık Tufanın herşeyi okuyucunun önüne koyan bir havası vardır. Hikâyede her şeyi okuduğumuz gibi sanırız. Oysa öyle şeyler gizler ki satır aralarına. Saklıkuyu, kuyuya düşenlerin, Yusuf gömleğini giyenlerin yurdudur. Ama tuhaf olan ve saklanan en büyük sır. Yusufu kuyuya atan kendidir, gömleğini önden yırtanda, zindana atanda Mısır'a sultan yapanda. Ve bütün bunları yapan da içinde taşıdığı Âşk'tır. Bazı satırları okurken zor tahammül ettiğim bir kitaptı. Orhanın aşk sandığı şeyin seçilmek olması, Firdevsin aşk sandığı bağın zehirli bir sarmaşık olması tahammül isteyen bir hikâyeydi. Tanımlamaları pek sevmem, Aşk bahsinde de korkarım. Bilenlere sormak usuldür. Aşk nedir bilemem, bilenler der ki; İkiden Bir olmaktır. Tarık Tufan romancılığı diye bir gerçek var raflarda.
Âşıklara Yer YokTarık Tufan · Doğan Kitap · 20234,586 okunma
9/10
·384 syf.··
2026 4. kitabı
Öncelikle her zamanki gibi keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. Serinin her kitabı kendine çekiyor zaten. Yazım dili olarak birinci kitaba göre gözle görülür bir fark var. Yazar kendini daha da geliştirmiş. Kesinlikle yormuyor ve akıp gidiyor. Artık sırlar ortaya çıkıyor. Şaşırdığım çok yer oldu ama bütün olayın aslını öğrenince bu muydu yani demeden edemedim. Daha önce yaşanan her cinayetin mantıklı bir sebebi ve şaşırtıcı bir açıklaması vardı. Bu kitapta ise cinayet sebepleri ilgi çekici çıkmadı. Sonda da bazı insanların hakettiği kötü bitişe ulaşmadığını düşünüyorum. Bir de kitabın başında geçen ve Hektor'un başına gelen olay biraz yazılmak için yazılmış gibiydi. Daha farklı ve mantığa oturacak şekilde yazılabilirdi sanki. Bunlar haricinde çok güzel ve içine çeken bir final kitabıydı. Birinci kitaptan itibaren havasını ve işleyişini bozmadan çok güzel ilerledik. Final de tam onlara uyacak şekilde bitti. Okumaya doyamadığım, her kitabını merakla beklediğim ve kesinlikle önereceğim serilerden bir tanesi.
Duygu ve Düşünce
Persona 3: GölgeAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 202564 okunma