10/10
·267 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
Ahmet Şahin- Ali Gezginci / Türk Kültür ve Medeniyet Tarihimizden Notlar. Çelebice Söyleşiler. Çelebi dergisi bu zamana kadar Kitap Şuuru ailesinin bir ferdi iken, artık Çelebi Neşriyat adıyla yeni bir yol alıyor. Dergiye Oğuzhan Saygılı ile omuzlayan Ahmet Şahin ve Ali Gezginci yalnızca birer yayıncı değiller. Araştırma, incelemeleri ile Türk kültürüne büyük hizmetler yapmaktadırlar. Okuduğum eser ise, Çelebi dergisinde 2020-2025 yılları arasında yayınlanan 17 söyleşinin bir araya getirilerek basılmış halidir. Söyleşileri genelde derginin her yılın ilk sayısında yayınladığı Abide Şahsiyetlerimiz sayılarından seçilen söyleşilerdir. Kitapta yer alan söyleşiler, Türk kültür ve medeniyetinin farklı yönlerini temsil eden isimler üzerinden yapılmıştır. Sanattan edebiyata, musikiden tarihe, Türk bayrağından Türkçeye, masallardan öykücülüğe kadar pek çok farklı alanı kuşatan bu söyleşiler, sonuçta Türk Medeniyet havzasının unsurlarını bir araya getirmektedir. Okuyucu bu Abide Şahsiyetleri yakından tanırken, onlar da kendine örnek olacak nitelikler bulmakta zorlanmayacaktır. Eser aynı zamanda alanında araştırma yapacak araştırmacılar içinse bir kaynak değerindedir. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
Türk Kültür ve Medeniyet Tarihimizden NotlarAhmet Şahin · Post Yayınevi · 20252 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 31. kitabı
Helen ilk kitapta kardeşi Alin’i bulmak için İnferno’ya girmişti. O karanlığın içinde Demir’le karşılaşacağını ve onu hayatının aşkı yapacağını ise hiç bilmiyordu. Serinin ikinci kitabında önce geçmişe gidiyoruz ve Helen ile Demir’in aşkını daha yakından okuyoruz. Birbirlerini öyle güzel seviyorlar ki satırları okurken onların aşkına hayran olmamak elde değil. İlk kitabı okuyanlar Alin’in tam bir küçük şeytan olduğunu bilir zaten Devam kitabında çevirdiği dolaplar yine şaşırtmıyor. Hele olayların dedelerine kadar uzandığını öğrenince resmen şok oldum Helen ve Demir, Alin’i bulmak için birlikte Yunanistan’a gidiyorlar ve burada Helen’in anne ve babasıyla karşılaşıyorlar. Demir’i öyle içten ve güzel karşılıyorlar ki o sahnelerde aşırı duygulandım Helen bir yanda aşkı bir yanda kardeşi arasında kalırken Demir’in ona olan sevgisi ilişkilerini daha da güçlendiriyor. Geçmişin saklı kalan sırları bir bir ortaya çıkarken Demir de yıllardır içinde taşıdığı çocukluk travmasını Helen’le paylaşıyor. O bölümü okurken gerçekten gözyaşlarımı tutamadım. İyi ki serinin son kitabı elimdeydi çünkü o finalden sonra beklemek imkânsız olurdu. Her duyguyu hissettiğim, karakterlerle birlikte yaşadığım bir kitaptı. Şiddetle öneriyorum bu seriyi mutlaka okuyun, okutun NOT: Yetişkin içerik içermektedir.
İnferno: Kanto IIAsena Nişikli · Pukka Yayınevi · 2025283 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·104 syf.··
2026 240. kitabı
"...delilik ve korku" diye başlıyor eser. ve tam olarak da öyle devam ediyor. Savaş, sevgi, delilik ve bence fiziksel acıdan çok psikolojik acı... - Kitaba helecek olursak, konu olarak ruhuma iyi gelmedi. İyi işlenmiş mi, tabii ki. O savaş anını, bireyin içsel psikolojisini hissediyor ve yaşıyorsunuz. Kızıl Kahkaha, bireyin savaş karşısında nasıl yavaş yavaş aklını ve ruhunu (bedenini de) kaybettiğini oldukça sarsıcı ve acı bir şekilde anlatıyor. Okurken dikkatimi çeken şey aslında fiziksel eksiklik değil de, ana karakterin zihinsel, beynen bir çöküşü. Varoluşsal bir adım var mı, elbette ama ana karakter sürekli halüsinasyon görüp, hayatına devam ediyor. Maalesef ruhuma pek iyi gelmeyen hikâye neredeyse tamamen savaş içinde geçtiği için bir süre sonra yorucu olabiliyor. Sürekli aynı yoğunlukta acı, zihinsel fikirler ve karanlık hissi verilmesi, okuma kısmında beni kasması değil ve bir süre sonra metin tekdüze bir hal almaya başlıyor. Kızıl Kahkaha değerli, etkileyici ve kendini hissettiren bir kitap ama herkese hitap etmeyebilir. Çünkü sürekli, savaş, yorgunluk, düşünce... Bazı eserler hissettirmek için, bazıları da keyfi ve okurken keyif almak için. Ama Kızıl Kahkaha eseri daha çok okuyucuya hissettirmek için yazılmış bir eser. - Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Kızıl KahkahaLeonid Andreyev · Everest Yayınları · 20197,8bin okunma
Femînîzma Edebî
Puan vermedi·72 syf.··
2026 46. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 12:36
Lorîn S. Dogan, di sala 1975an de li Nisêbînê hatiye dinyayê. Ew, yek ji wan çîroknûsên edebiyata kurdî ye; Serê Sibê pirtûka wê ya çaran (2024) e. Her sê pirtûkên wê yên din, Kirasê Teng (2007), Destên Vala (2012) û Sindoqa Girtî (2020) bi temamî ji çîrokan pêk tên. Lewra di edebiyata kurdî de dema behsa çîroknûsiyê tê kirin, li gel Hesenê Metê, Lorîn S. Dogan tê bîra min. Herçî ji çîrokan, ji çîrokên modern hez dikin teqez divê ji mêweya berhemên van herdu çîroknûsan tehm bikin. Ji ber ku min her sê berhemên wê yên din xwendine, ez bi rehetî dikarim li ser vê berhema wê hûr bibim, vê berhemê bi yên din ra muqayese bikim û behsa guherîna şêwaza Lorîn Xanimê bikim. Serê Sibê, ji 17 çîrokên kurt pêk tê û li ser hev 71 rûpel e. Pertûkeke tenik û herikbar e. Temaya çîrokan bi gelemperî wiha ye: jinbûn, têkiliyên jin û mêran, têgeha malbatê, hestên nuxamtî, tevgerên veşartî, eşq, gihîştin, veqetîn û hwd. Li gorî berhemên wê yên din, di vê berhema xwe da em dibînin ku nivîskara me bêtir bi nêrîn û helwesteke femînîst nivîsiye. Her çîrokeke vê pirtûkê di esasê xwe da rexneyek e bo civaka heyî û normên diyarkirî. Ango pirsgirêkên ji ber nasnameya zayendî zêdetir xwe didin nîşandan. Di berhemên beriya vê da, em dibûn şahidê pirsgirêkên ji ber nasnameya neteweyî jî. Bûyera komkujiya Helebçê ku ew di dîroka kurdan da û di hafizaya kolektîf da xwediyê cihekî girîng e, yek ji wan mijarên çîrokan bû. Wekî din dîsa helbet têkiliyên malbatî û têgehên wek jin û dayik jî bibûn mijarên sereke yên çîrokên Lorîn Xanimê. Di vê berhema wê de, çîroka ewil Serê Sibê ku navê xwe daye pirtûkê jî, bi metafora xwînê dest pê dike. Di heman demê da mijara çîrokê jî xwe dispêre rastî û qaîdeyên civaka kurd, di derheqê normên vê civakê de hin agahiyan dide xwîner. Dema min ev çîrok xwend yekser
Serê SibêLorîn S. Doğan · Avesta Yayınları · 20247 okunma
8/10
·469 syf.··
2026 17. kitabı
Ve bir serinin sonuna geldim. Gerçekten favori dark mafya kitap serilerime girdi. İlk kitap çok sıradandı ama sonrası öyle bir açılıyor ki ilişkilerden çok altta olan olaylar kitaplardan kitaplara bunjn devam etmesi çok iyiydi. Umarım yazar bi novella yazar da hepsinin ne yaptığını okuruz. İlk kitap biraz harcanmıştı sadece illyanada çok iyi bir karakterdi çünkü. Bu kitaba gelecek olursak o son olmasaydı net 7 verecektim ama yalan yok şaırdım. Hatta nasıl ya diye diye başlara döndüm ama gerçekten bir hata yok okuyan anlar:D Lyla tam lukyana göre bir kadın karakterdi ve lukyan öyle planlar yapmış ki son kitabının ve kendinins adece eğlebce aramayan aslında oldukça zeki biri olduğunuda kanıtladı. Smut sahneler çok benlik değildi ama rahatszıda etmedi. Bu senenin favori mafya serisi oldu benim için
Bratva MenaceT. J. Maguire · Independently Published · 20249 okunma
9/10
·240 syf.··
2026 16. kitabı
Merhabalar nasılsınız. Bugün size #yasaklanmışmasallar serisi olan #uyuyangüzel ile geldim. Şunu söylemeden geçemeyeceğim serinin fav kitabıydı benim için. Okurken içimi ürperten, sayfalarını çevirirken huzursuz olduğum ama bir türlü de elimden bırakamadığım bir kitapla geldim. Helene hatırlamadığı tek gecelik bir ilişkinin ardından hamile kalıyor. Bebeğin babası yok. Ailesi bu bebeği istemezler. Ama Helene bebeğinden katiyen vazgeçmez ve onu doğurmaya karar verir. Hamilelikte yapılan testler genetik bir hastalığı gösteriyor. Ne mi hastalığı olduğunu yada kısa süre yaşayacağı söylenir. Umutlar neredeyse tükenirken. Her şey bitti derken anne karnında yapılan operasyondan bahsediyor doktor. Helene bu operasyonu kabul eder. Daha doğmadan ameliyat ediliyor ve sağlıklı bir bebek olarak dünyaya geliyor. İsmini Aurora koyuyor Helene. Her şey güzel giderken tuaflıklar başlıyor. Aurora neredeyse her gece çığlık çığlığa uyanıyor. Asıl hikaye tam bu noktada başlıyor. Aurora herşeyiyle yaşıtlarından çok farklıydı.Büyüdükçe kafasının içindeki fısıltılar duymaya ve görüntüler görmeye başlıyor. Okulda farklı, dikkat çeken bir çocuk oluyor. Gittikleri doktor yapılan testlerin beyin aktivitelerinin normal görünmediğini söyler. Tedaviye başlar. Okurken ister istemez şunu sordum. Gerçekten hasta mı, yoksa başka bir şey mi var? Yazar o hissi o kadar güzel veriyor ki insanın içine kurt düşürüyor. Helene’e kanser hastalığıba yakalanıyor ve ağırlaşıyor. Ölüm döşeğindeyken kızına herşeyi anlatıyor. Genleriyle ve beyniyle oynandığını söylüyor. İşte orada kalbim sıkıştı. Özellikle ormandan uzak durması gerektiğini söylüyor. Aurora bir gece gizemli bir kulübeye çağrılıyor. İşte o an dedim ki ayy şimdi neler olacak. Eee gerisi kitapta. Ben okurken hem gerildim hem merak ettim hem de bazı
1000Kitap
Uyuyan GüzelLouis-Pier Sicard · Dokuz Yayınları · 202676 okunma