"İnsan" denen yaratıkların yaşadığı bu "dünya" adlı buzdan cehennemde geçirdiğim onca vakitte karşılaştığım tek gerçek buydu.
Her şey gelip geçici.
Bu yıl yirmi yedime basacağım. Saçlarım çoktan ağardı, çoğu kişiye kırkını aşmış gibi görünüyorum.
Benimki asla "hayır" diyemeyen birinin mutsuzluğuydu. Herhangi bir şeyi reddedersem hem benim hem karşımdakinin kalbinde asla onarılamayacak derin bir yarık açılacağından korkuyordum.
Mutsuzluk. Dünyada her türden mutsuz insan vardı, hatta sanırım sadece mutsuz insanlarla dolu olduğunu söylemek abartıya kaçmaz. Ama onların mutsuzluğu "toplum"la utanmadan sıkılmadan kavgasını edebilecekleri türdendi. Öte yandan, benim mutsuzluğum, bütünüyle benim kendi suçumdu ve mutsuzluğumun kavgasını edebileceğim kimse yoktu.