İçinde tanıma rastlanmayan bir fizik metni tasarlanamaz. Bu metinlerde tanımlar (psikoloji, tarih, sosyoloji gibi başka araştırma alanlarındaki metinlerden genellikle ayrı olarak) okuyucunun aramasını gerektirmeyecek bir apaçıklıkla ortaya çıkarlar. Tanım vermede fizikçinin hiçbir çekingenlik duymadığı; konusunun tanıma sığmayacağına inananların tersine, tanıma başvurmadan edemediği; bununsa rasgele bir alışkanlık dürtüsünden çok fizik bilimine özgü yöntem gereği olduğu gözden yitirilmemelidir.
Fizikçilerin yöntemlerini pragmatik olarak meşrulaştıran başarıları o denli büyük olmuştur ki, sonuçta bu düşünceler bir ideolojiye dönüşmüştür. Bu kitap, söz konusu ideolojiye karşı yazılmıştır.