Aşk Şiirleri

Rabindranath Tagore
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 12 dk.
Sayfa Sayısı:
148
Basım Tarihi:
Mayıs 2011
Yayınevi:
Kırmızı Yayınları
ISBN:
9789759169169
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Aşk Şiirleri - R. TAGORE /Ey kadın, hissetmiyor musun!
8/10
·148 syf.··
2024 10. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2024 21:43
"Artık her şey için çok geç!" Ne kadar sık kullanıyoruz değil mi? Artık okuma yazma öğrenmem için çok geç! Üniversite okumam için çok geç! Evlenmem için çok geç! Çocuk yapmam için çok geç! Sporcu olmam için çok geç! Kitap yazmam için çok geç! Geç de geç! Ve Rabindranath Tagore cevap verir: Geç bunları geç! "Altmış sekiz yaşında" resim yapmaya başlıyor kendisi, öyle hobi olarak falan da değil, dünyanın en büyük şehirlerinde sergiler açıyor. Öyle zor yılların ardından başarıyor ki bunu... Eşini ve ardından iki çocuğunu kaybediyor. Kolay olmuyor toparlanması. Toparlandığındaysa kendisi ve ülkesi için benzeri kolay başarılamayan çalışmalara imza atıyor. Yalnızca resimde değil müzikte de bir o kadar iyi, üç bini aşkın şarkı besteliyor. Ve kuşkusuz edebiyat: Nobel Edebiyat Ödülü sahibi... Hukuk eğitimini yarım bırakıyor edebiyat için. İngilizler "Sir" diyor ona. "Tagore" da kendi dillerinde soylu kişi anlamına geliyor. En büyük mücadelesi yine Gandi ile birlikte İngilizlerle... Gandi "büyük üstat" diyor kendisine. Aşk Şiirleri Dilimize en çok çevrilen Hint yazar olan Tagore'un edebiyatımızın en önemli isimlerinden Ülkü Tamer, Tarık Dursun K. ve Fahri Özdemir tarafından çevrilen şiirlerinden oluşuyor eser. Çeviri olmasına rağmen birçoğunu oldukça anlamlı buldum, bunda kuşkusuz çeviren isimlerin nitelikleri de etkili... Bir dönem Bülent Ecevit de onun şiirlerini çevirmiş. Edebiyata ilgisini biliyordum ama Tagore'da görmemiştim. "Ey kadın! Hissetmiyor musun! Sepetindeki yükün çok ağır Dudaklarınsa çok yorgun." (s. 115) Kimi yükleri taşımak zor, kimi yükler meşakkatli... Ve insanlar hep yorgun. Başta şairin kendisi. "Beni bekleyen bir gece var, uzun mu uzun. Ama ben çok yorgunum," diye ifade ediyor yorgunluğunu. Psikolojik bir yorgunluk değil bu, vatanını, eşini, çocuğunu yitirmenin yorgunluğu... Eksik kalmanın,
Şiir
Aşk ŞiirleriRabindranath Tagore · Kırmızı Yayınları · 2011228 okunma
10/10
·148 syf.·
Beğendi
·
2023 47. kitabı
Yeni yazar ve yeni kitap… Kitabın ilk yerlerinden anladım yazarın içtenliğini, çaresizliğini. Gerçekten aşk var içinde, gerçekten saf ve tertemiz bir aşk var… Yazarı tanımıyorum ama şiirleri gerçek hayatının yansımasıysa; çok fazla alt üst olmuş Tagore. Aşkını deli gibi istiyor. Yazarı anladım, eğer gerçek hayattaki acısını dizelere dökmüşse anladım. Belki alakasız olacak, ama bir anımı anlatmak isterim. Konusu aşk, sayılır bence :D 10-11 yaşlarındaydım. Birkaç sene önce işte. İki üç yıldır aşkından öldüğüm çocuğun bana aşık olduğunu öğrendiğimde ağlamıştım :D o kadar değişik hissediyordum ki… Günlüğüme şiirler yazdım onun için ama ondan habersiz aynı zamanda. Hatta bir dizesini yazayım; ama önceden yazdığım için çok da yargılamayın :) “Bir yâre tutuldum, Söz geçmez bu kalbime, Yâr da bana tutulmuş, Öleyim mi mutluluktan, he?” O zamanlar çok şiir düşkünüydüm, bu yüzden farklı kelimeler kullanınca kendimi havalı sanıyordum ama konu bu değil. Neyse işte daha sonra o bana istediğini yaptırmaya başladı. Saftirikliğim ve aşkım gözümü kör ettiği için her şeye evet diyordum… En sonunda o ayrıldı. Ayrılınca tabii ben ağlaya ağlaya… nasıl fenayım ama anlatılır gibi değil. Balkona çıkıp resimler çiziyorum hepsi de depresif karamsar. Ayrıldıktan birkaç gün sonra ben şu şiiri yazdım: “Uç kuş, özgürce, Git bu zalim dünyadan. En azından sen kurtul, Buranın ayıplarından.” Hayata küsmüştüm diyebilirim. Dünyayı zalim bellemiştim. Aşk; gözümü kör etmişti. Acı ise kör gözlerimi oyuyordu sadece. Hala dün gibi aklımda… Ya zehra sen bunları bize niye anlatıyorsun, bizene? Hayır, bu incelemeyi okumak zorunda değilsiniz bile, isterseniz şimdiden bırakın okumayı. Ben kendi hayatımdakileri bu şiir kitabında bulmuştum. O yüzden yazmazsam içimde kalırdı. Her neyse uzun lafın kısası, ben
Aşk ŞiirleriRabindranath Tagore · Kırmızı Yayınları · 2011228 okunma
10/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2023 347. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2023 20:01
Tagore'un şiirlerinde "üstünde tozun rengi görün­ mesin diye kırmızıya çalan kahverengi elbiseler giyen, yatağında soylu sevgilinin çelenginden düşmüş yap­rakları arayan kız; boş evde efendisinin yuvasına dön­ mesini bekleyen hizmet eden kız ya da tazecik gelin, kalbin Tanrısına doğru döndüğünü belirleyen simge­ lerdi. Çiçekler, ırmaklar, Hindistan Temmuzunun ola­ ğanüstü yağmurları ya da her şeyi kavurup kurutan güneş; kalbin birleşiş ya da ayrılışındaki durumun toplam gösterileriydi; ırmaktaki bir kayıkta oturup lavta çalan kişi de Tanrı'nın tıpatıp kendisiydi. "
Aşk ve Şiir
Aşk ŞiirleriRabindranath Tagore · Kırmızı Yayınları · 2011228 okunma
3/10
·148 syf.··
2023 72. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2023 18:45
Şiirler kendi ana dilinde okunmalı. Aksi durumda çok manasız gelebiliyor okuyan kişiye. Benim için de bu kitap böyle oldu. Umarım sizlerin keyif aldığı bir okuma olur. İyi okumalar.
Şiir
Aşk ŞiirleriRabindranath Tagore · Kırmızı Yayınları · 2011228 okunma
7/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2023 26. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2023 21:51
Şairden okuduğum ikinci şiir kitabı oldu bu eser. Yoğun duygularla yazılmış aşk şiirlerinden bir seçki, diğer şiir kitaplarından da şiirler dahil edilmiş olabilir. Okumaya devam...
Aşk ŞiirleriRabindranath Tagore · Kırmızı Yayınları · 2011228 okunma
7/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
youtu.be/5m-zxpwzG-M Aç kapını aç - sabahın eri girsin Bu ıtır kokusunu kaldır yüreğimi dağlıyor Aç kapını aç - bırak yakamı gideyim Yeter bunca öptüğün Bunca sarıldığın yeter Bir öpüyorsun ağzın şaraplaşıyor Eriyip kendimi yitiriyorum Aç kapını aç - bırak yakarnı gideyim Geri ver beni - her şey senin olsun Senin olsun -özgür kıl yüreğimi.
Aşk ŞiirleriRabindranath Tagore · Kırmızı Yayınları · 2011228 okunma

Yazar Hakkında

Rabindranath TagoreYazar · 32 kitap
Hayatta kalan 13 çocuğun en küçüğü olan Tagore ("Rabi" lakaplı) 7 Mayıs 1861'de Kalküta'daki Jorasanko malikanesinde, Debendranath Tagore (1817–1905) ve Sarada Devi'nin (1830–1875) oğlu olarak dünyaya geldi. Tagore çoğunlukla hizmetkarlar tarafından büyütüldü; annesi erken çocukluk döneminde ölmüştü ve babası çok seyahat ederdi. Atalarının kökü 11. yüzyıla dayanır. Bu soyun kurucusu Kanaj'lı bir Brahman'dı. Babası Maharshi Devendranath Tagore, varlıklı bir din adamıydı. Rabindranath, özel öğretmenlerden ders alarak orta öğrenimini yaptıktan sonra 17 yaşında Londra'ya gönderildi. Londra'da hukuk okudu. Burada edebiyat kültürünü geliştirdi. En çok etkisinde kaldığı edebiyatçı, doğaya yapıtlarında geniş yer veren İngiliz şair William Wordsworth'tür. Rabindranath Tagore'un yaşam ve sanat görüşlerinin gelişmesinde en büyük rolü, 19. yüzyılın başlarında Bengalli Raca Rammahun Roy oynamıştır. Onun ve babasının etkileri altında şairin dünya görüşü Hindin geleneksel kast sınırlarını aşarak, panteist bir dünya inanışının yanı sıra, Hindu dininin tekelci ve çok gelenekçi çemberini kıran bir olgunluğa kavuşmuştur. Öğretmeni Roy; Hindistan'da dinin oynadığı büyük rolü bildiği için, her şeyden önce bu alanda reform yapmak zorunluluğu duymuştu. Kendisi Hindu olduğu için Hind dininin bozulmasına üzülüyordu, fakat sosyal gerçekleri görecek kadar ileri görüşlü bir insan olduğundan reform yoluna gitmedi. 1930'da Hindistan'da yeni bir mezhep olan Brahmoizmin temelini attı. Brahmo Samaj adı altında tanınan bu hareket Hinduluk, Müslümanlık ve Hristiyanlığın ortaklaşa değerlerini bir çatı altında toplamaktaydı. Bu yeni din, mucize ve kerameti bir yana iter, her şeye egemen mutlak ve yanılmaz bir kuvvet yerine, bilgelik ve aşkın esin kaynağı olan insan ve dünyayı kavrayan, yücelten bir varlığa inanır. Bu Tanrı Upanishad'lardan alınan bir cümleyle tamamlanır: "Tektir ve biçimi yoktur, ama binbir amaçla, binbir şekle girer.." Brahmo Samaj'ın belli başlı sosyal ülküleri kardeşlik, ahlaklılık, insanseverlik, kadınlığın yükseltilmesi, kastların kaldırılmasıdır. Bu noktalarda klasik Hinduizmin karşısındadır. Rammahun Roy tarafından kurulan Brahmo Samaj; Rabindranath Tagore'un babası ile Keshup Shandrasen tarafından geliştirildi. Tagore'un bu yeni oluşturulan mezhepten etkilenmesi; 22 yaşında yazmaya başladığı yıllara denk gelir. Bu yıllarda daha sonradan ilinti kuracağı Avrupa kültürüne pek rastlanmaz. O yıllarda Bengal Hindistan'ın her bakımdan canlı ve ileri bölgesiydi. Din, edebiyat, politika alanlarında yeni görüşler beliriyordu. Kendisinden önce edebiyatta yenilik yapmış olanlar olmasına rağmen, kendisini tutuculuktan kurtaran ilk şair ve yazar olarak bilinir. İlk yazdığı "Sabah Şarkısı" adlı şiiri yüzünden şiddetli eleştirilere maruz kalmıştır. Doğa ve insan sevgisinin yoğun olduğu Kitan Jali'nin ünü dünyaya yayılmıştır. Eserlerinde ince bir lirizmle, mistisizm harmanlanır. Hindistan'ın İngiliz Emperyalizminin boyunduruğundan kurtulması için büyük çabalar sarfetmiş ve bunu ılımlı bir üslupla yapmıştır. Edebiyat alanında ki başkaldırısını yeterli bulmayıp gençliğin milliyetçi bir eğitimle yetiştirilmesi amacıyla 1901'de Kalküta yakınlarında ki Balpur'da Sükun Barınağı anlamına gelen Santiniketan adını verdiği bir okul kurdu. Bundan başka Bangadorshan adıyla edebiyat dergisinin başyazarı oldu. 1924'de Batı ve Hint geleneklerini kaynaştıran Vishna-Bharati Üniversitesi'nin oluşumuna yol açtı. Bengali dilinde yazdığı yapıtlarınının, hemen hemen hepsini kendisi ingilizceye çevirdiği için, dünyanın onu hızlı tanıması kaçınılmaz oldu. 1913'te Romain Rolland'ın çok övdüğü Gora adlı romanıyla Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı. Kitapta Gora adlı bir gencin hayatından kesit sunulur. 1915 yılında İngiltere "Sir" unvanını verdi. 1919, Hindistan tarihinde bir dönüm noktasıdır. Amritsar Kıyımı, Gandi'nin ulusal önder olarak belirmesi bu yıl içinde olmuştur. Gandi ve Tagore iki yakın dosttur. 21 Mart 1919'da çıkarılan bir yasayla, yönetimin savaş döneminde kullanabildiği özel yetkileri barış döneminde de elinde tutması sağlanıyordu. Irkçılık temellerine dayanılarak çıkarılmış bir yasaydı. Gandi pasif direnişi gündeme getirdi. Kısa süre sonra, 13 Nisan'da Amritsar'da halktan 400 kişi öldürüldü, 2 bin kişi de yaralandı. Altın Tapınak'a girilip Sihler'in üzerine ateş açıldı. Pencap'ta sıkıyönetim ilan edildi. Tagore bir şeyler yapmak gerektiğine inanıyordu. Genel Vali Lord Chelmsford'a bir mektup yazarak Sir unvanını geri verip, Gandi'ye destek oldu. 67 yaşında resim yapmaya başlamasıyla, kast ve emperyalist sistemlere karşıtlığı ve üstün yeteneğiyle dünyanın sayılı şairleri arasına girmiştir. 7 Ağustos 1941'de doğduğu şehir Kalküta'da ölür.