Fahri Özdemir

Fahri Özdemir

YazarDerleyenÇevirmen
8.4/10
22 Kişi
·
55
Okunma
·
0
Beğeni
·
56
Gösterim
Atatürk, Türk toplumunu ortaçağdan bütün yönleriyle ayıracak süreci başlatan devlet adamıdır. Onun gördüğü iş çağdaştır, çağa uygundur; çünkü çağımız giderek bütün insanlığı kapsamakta olan bir aydınlanma dönemidir.
Fahri Özdemir
Sayfa 181 - Islık Yayınları
"(...) Yüzyıllar nadir olarak dâhi yetiştirir. Şu şanssızlığımıza bakın ki o büyük dâhi çağımızda Türk halkına nasip oldu."

David L. George
(İngiltere Başbakanı, 1922)
Fahri Özdemir
Sayfa 9 - Islık Yayınları / Hürriyet Kitap (İkinci Baskı - Aralık 2016 / İSTANBUL)
"Vatan padişah ile değil; padişahın dışında, ona karşı ve ona rağmen kurtulacaktır..."

Mustafa Kemal ATATÜRK
Fahri Özdemir
Sayfa 13 - Islık Yayınları / Hürriyet Kitap (Ikinci Baskı - Aralık 2016 / İSTANBUL)
"Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır."

Mustafa Kemal Atatürk
Fahri Özdemir
Sayfa 200 - Islık Yayınları
Rönesans'ın doğa ve insan gerçeğine bağımsız olarak yönelmesiyle birdenbire çoğalan bilgileri yaymada büyük yeri olan basım tekniğini Gutenberg 1450 yılında bulmuştu. Türkiye'de Türkçe olarak kitap basımı ise İbrahim Müteferrika'nın çabalarıyla ancak 1719/20 yılında gelebilmiştir. 270 yıllık bu gecikmenin nedenleri de, ortada yaşayacak bilgilerin ve bunları isteyecek nitelikte yetişmiş çok sayıda insanın olmaması ya da belli türdeki bilgilerin yayılmasının istenmemesidir.
Fahri Özdemir
Sayfa 172 - Islık Yayınları - Hürriyet Kitap (Aydınlanma Felsefesi, Devrimler ve Atatürk- Prof. Dr. Macit Gökberk)
1924 Ağustosunda Muallimler Birliği Kongresinde, Atatürk öğretmenlere konuşmasını şu sözlerle bitirir:

"Hiçbir zaman aklınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet sizden 'fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür' nesiller ister."
Fahri Özdemir
Sayfa 217 - Islık Yayınları
Devlete tehlike nereden gelirse gelsin yok edilmeye çalışılır. Örneğin, Osmanlı İmparatorluğu İslâmi bir devlettir ve İslam dini Müslüman uyrukların birlik olmasını sağlayan temel değerdir. Oysa, dinsel kurumlar da devlet tarafından sıkıca kontrol edilir. Din adamları (ulema), geçimlerini devletin denetlediği kaynaklardan sağlarlar. (...) Devlet, bununla kalmayarak, İslâmcı inancın biçimini de denetler. Devlet dışında beliren dinsel odak noktaları kovuşturulur ve bastırılır. "Ayrımcı" sayılan "Şıh”lar devletin erişebildiği yerlere sürülür ya da idam edilir. "Şii-Alevi” kümesine "beşinci kol" olarak bakılır. Bağımsızlık belirtileri gösteren dinsel liderler (Rafızîler) kovuşturulur ve etkisiz duruma getirilir.
Fahri Özdemir
Sayfa 53 - Islık Yayınları / Hürriyet Kitap
Sevgili Atatürk, Sevgili Velinimetim;
Muhterem Celal Bayar bana sizin selamınızı getirdi. Çok sevindim. Bir soğuk algınlığından yatakta ızdırap çekerken sizden lütufkâr ve şefkâtli bir haber bana ihya edici bir ilaç gibi geldi. Yüreğimin içinde bütün muhabbet hislerim sızladı. En aziz varlığınız düşüncelerimin alicenap timsalidir. Sizin bir an evvel afiyet bulmanız yegane ve en samimi dileğimdir. Sizi kudret ve sıhhatle ve şan, şerefle aramızda ve başımızda görmek ümidim her zamandan ziyade sağlamdır.
Ve can verici yüzünüzden, doymadan binlerce öperim sevgili Atatürk, büyük Atatürk, velinimetim Atatürk.

İsmet İnönü*
7 Şubat 1923’te Türkiye İktisat Kongresi’nin açılış söylevinde Atatürk;

“İktisadiyet demek her şey demektir... Yeni hükümetimizin bütün programları iktisat programından çıkmalıdır... Hepimizin arzusu şudur ki, memleketimize zenginler memleketi... çalışkanlar diyarı denilsin... Siyasî, askerî muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsun iktisadî muvaffakiyetlerle tetviç edilemezse husüle gelen zaferler pâyidâr olamaz... Yeni Türkiye’mizi lâyık olduğu mertebeye isal için behemehal iktisadiyatımıza birinci derecede ehemmiyet vermek mecburiyetindeyiz.”
Fahri Özdemir
Sayfa 106 - Islık Yayınları / Hürriyet Kitap (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, II, 1906-1938, Ankara, s. 99-112)
160 syf.
·8/10
Her adımda ölmek isteyen bir adam var ve ölünce sevememekten korkuyor. Hem ölmek istiyor hem istemiyor. Ayrıca hem severken hem yerebiliyor. Bazen agresif, isyankar ve sevecen olabiliyor. Şair kendi iç dünyasına bir yolculuk yapıyor ve bu yolculuğunu oluşturan kelimeleri hiç zorlamadan sıralıyor. Seçme şiirler olduğu için, şiirler özel olarak aşk ve ölüm üzerine seçilmiş. Şiirler tek başına konu ve yapı olarak güzeldi. Özellikle bazı şiirleri gerçekten şiir gibi şiirdi tekrar okumak isterim.

Fakat Pablo Neruda yı tanımak için bu kitap yanlış bir seçim. Hayat hikayesi, düşünceleri, eserleri kitabı hazırlayan kişinin yazıları derken fazla detaylıca anlatılmış ki bu bölümler kitabın yarısını kaplamış geriye az sayıda şiir kalmış. Şiir seçimi yapan kişi veya kişiler şiirleri pek güzel sıralayamamış. Bu durum yayınevi kaynaklı olabilir. Beş altı aşk ölüm şiirinin arasına farklı türde bir şiir eklenmiş ve tam ruh dünyanız ölüme ve aşka gelmişken rotayı ters bir yöne çevirmek zorunda kalıyorsunuz. Sonra tekrar aşk ve ölüm şiirleri. Seçki seçkiye benzememiş. Bölümlere ayrılsa ve daha fazla şiire yer verilse çok daha hoş olabilirdi. Sırf ismine uyumlu olması adına biraz zorlama olmuş. Bu sebeple isme aldanıp kitap almamak gerektiğini bir kez daha kendime hatırlatmak istiyorum.
279 syf.
·27 günde·8/10
Bu başka bir tarih, buzdağının görünmeyen kısmından küçük bir kesit bana kalırsa. Şarlatanların dünyasında yaşıyor olmamızın bir kanıtı niteliğini taşıyor bu kitap. Fakat kitabı okuduktan sonra büyük bir soru işaretine sahip kocaman bir soru oluşuyor insanın zihninde; YAŞADIĞIMIZ BU ZAMANLAR İNSANLIĞIN GERÇEKTEN İLERLEYİŞİ Mİ YOKSA TARİHİN KIYAFET DEĞİŞTİRMİŞ TEKERRÜRÜ MÜ

----------- Spoiler içerir----------

“Güzel" görünmek uğruna bedenlerine işkence eden kadınlar, işkence aleti olarak kullandıkları iç organlarını, kaburgalarını parçalayan korseler, zenginliğin ve gücün(erkekler için) göstergesi olan küçük ayaklı Çin' li kadınların ayaklarını küçültmek için uyguladıkları "ayak bağlama" yöntemi, beyaz ve pürüzsüz bir ten için yüzlerine ve ciltlerine sürdükleri garip şeyler, civa, kurşun, sirüs... Ve "güzellik" arzusuyla gerçek güzelliklerinden, bedenlerinden ve hayatlarından olan kadınlara bu dayatmayı yapan kocaman bir sistem!
Hastalanınca doktora değil "şifacı"ya yani şarlatana giden, faydasız pek çok şeyle iyileşmeye çalışan, iyileşmediği halde inatla "tedavi"ye devam eden ve sonunda hayatlarını kaybeden insanlar...
Patatesler, evet bildiğimiz sarı patatesler ve ekmekler ah evet fırından sıcacık taze çıkmış o ekmekler ... Ve içindeki mantardan dolayı zehirli olduğunu bilmeden ekmeği yiyip kafayı da yiyen insanlar ve zehirlidir diye patatesleri yemeyerek açlıktan ölen insanlar ve bu ülkeleri yöneten insanların lafları ve inatları... Ah insanlar!

İnsanların hurafelere olan inancıyla savaş halinde olan bilimsel gerçekler, düşünmeden hareket eden devletler, bireyler ve doğurdukları sonuçlar...
“Haçlı Seferleri ve Hataları diye konu eklenmeli tarih kitaplarına” diyeceğiniz ve “çocuk aklı“ deyimini yeniden düşüneceğiniz eylemler.
Din uğruna iç çatışmalar, birbirine düşmanlaşan insanlar ve bunlar sayesinde çıkarlarını ve makamlarını koruyan din adamları.
Cadı avları ve cadı olman için sahip olman gereken özellikler; 1-Dul olmak 2-yaşlı olmak 3-çirkin olmak 4-bilgili olmak (kısacası erkeklerin işine yaramamak ve onlardan daha çok şey bilerek onları korkutuyor olmak) ve 5-bir başka"cadı"nın seni ele vermesi. Ah Tanrım gerçekten inanıyor musunuz siz bu cadılara?
Daha iyisi için en iyisini(doğayı) yok eden o zihni pırıl pırıl insanlar...
Geliştiğini sanan teknolojiler, insanlar ve devletler...
Ve testis yüceliğinin kısa tarihi: "erkeğin kesesinde minyatür halde olan çocuk kadının karnında sadece büyüyor" inancı; hayvanların ve her çeşit derinin içinde çocuk büyütme denemeleri gibi parlak fikirlere sebep olmuş, kadını ikinci sınıf insana indirgemiştir. Yine bu inanç yemin üzerinde de etkili olmuş; erkekler testislerini tutarak soyunun geleceği üzerine yemin etmiş, İngilizce yemin etmek "testify" ve vasiyet "testament" kelimelerini oluşturmuştur. Testisi olmayanın yemini makbul değildi ve kadının testisi yoktu! Eşit kanıtlara sahip olan iki testisliden mahkemeyi kazanan büyük testise sahip olan tarafmış. Tanrım gerçekten mi? MÖ 1900 yıllarında Mısır kralı Seotris kuşattığı şehri ele geçirdiğinde o şehrin direnerek ölen savaşçıları anısına şehrin meydanına kocaman bir penis heykeli, direnmeden teslim olan şehirlerin meydanına ise aşağılanmak adına vajina heykeli yaptırırmış.
Ah bir de devletler ve onların palavraları var. Gerçekten baştan sona ayrı bir kitap olmaya değecek kadar çok olduklarına eminim lakin bu kitaptakiler biraz farklı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Fahri Özdemir
Unvan:
Türk Yazar

Yazar istatistikleri

  • 55 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 84 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.