Bahçıvan

5,0/10  (2 Oy) · 
12 okunma  · 
4 beğeni  · 
479 gösterim
1941'de ölen Tagore arkasında pek çok eser bıraktı. Bunlarda güzellik, çocuk sevgisi ve sadelik gibi konuların yanısıra asıl olarak Tanrının varlığı meselesini işledi. Elinizdeki kitap, Hint sanat ve düşüncesinin zirvelerinden biri olan yazarın en çok tanınan eserlerindendir.
  • Baskı Tarihi:
    1997
  • Sayfa Sayısı:
    120
  • ISBN:
    9759950392
  • Orijinal Adı:
    The Gardener
  • Çeviri:
    Cengiz Durkan
  • Yayınevi:
    Dergah Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 11 Alıntı

Sana söylemem gereken en gerçek sözleri, anlatmayı diliyorum; fakat onlara inanmazsın korkusuyla cesaretim kırık.
İşte bundan dolayıdır ki, demek istediğimin tersini söyleyerek, onları hakikat değilmiş gibi gösteriyorum.
Sen de gülersin korkusuyla, ıstırabımı gülünecek bir şeymiş gibi gösteriyorum.
Senin hakkında en nadide kelimeleri kullanmayı diliyorum; fakat aynı değerde karşılık alamam korkusuyla cesaretim kırık.
İşte sana zalimane isimler takmamın ve duygusuz kuvvetimle övünmemin sebebi bundandır.
Istırap nedir, hiç bilmezsin diye, seni incitiyorum.
Senin yanında sessiz oturmayı diliyorum; fakat kalbim dudaklarımdan taşar korkusuyla cesaretim kırık.

Bahçıvan, Rabindranath Tagore (Dergah Yayınları)Bahçıvan, Rabindranath Tagore (Dergah Yayınları)

Olduğun gibi gel! Daha da güzelleşmek için uğraşma!
Saçının örgüleri çözülmüşse,
Ayrımı düzgün değilse,
Korsenin kurdeleleri iyice bağlanmamışsa, aldırma!
Olduğun gibi gel! Daha da güzelleşmek için uğraşma!

Çimenlerin üzerinden koşar adımlarla gel!
Dudağının boyası çiğ taneleriyle silinmişse,
Ayaklarında halhalların gevşemişse,
Kolyenin incileri koparak yere düştüyse, aldırma!
Çimenlerin üzerinden koşar adımlarla gel!

Gökyüzünü kara bulutlar kapladı, görmüyor musun?
Irmağın karşı kıyısından turnalar havalandı ve
anında, rüzgar gibi, arka arkaya
Geniş fundalıklar üzerinden geçip gidiyorlar,
Ürkmüş koyun sürüleri ağıllarına koşuyor,
Gökyüzünü kara bulutlar kaplıyor, görmüyor musun?

Aynanın önündeki feneri yakma boşuna,
Alev yine titreyecek ve rüzgar onu yine söndürecek.
Gözlerin sürmesiz olsun, ne farkeder?
Gözlerin gökyüzündeki bulutlardan daha siyah, bilmiyor musun?
Aynanın önündeki feneri yakma boşuna.
Olduğun gibi gel! Daha da güzelleşmek için uğraşma!
Çiçeklerden tacını örememişsen, ne önemi var?
Bileziğinin kopçası kapanmıyorsa, bırak kalsın.
Gökyüzü bulutlarla kaplandı.. Vakit geç oldu,
Olduğun gibi gel! Daha da güzelleşmek için uğraşma!

Bahçıvan, Rabindranath Tagore (Sayfa 38 - Remzi Kitabevi (6. Baskı))Bahçıvan, Rabindranath Tagore (Sayfa 38 - Remzi Kitabevi (6. Baskı))

kendi kokusuyla mest olan, çıldıran bir mis kokulu geyik gibi ormanın gölgelerinde koştum.
Gece, orta Mayıs gecesidir. Rüzgar, güney rüzgarıdır. Yolumu kaybediyor ve dolaşıyorum. Elde edemeyeceğim şeyi arıyor; istemediğim şeyi buluyorum.
Öz isteğimin hayali kalbimden çıkıyor ve raksediyor.
Parlıyan hayal uzaklaşıyor.
Onu sıkı sıkı yakalamıya çalışıyorum. Beni aldatıyor ve yolumu şaşırtıyor bana...
Elde edemeyeceğim şeyi arıyor, istemediğimi buluyorum.

Bahçıvan, Rabindranath Tagore (Sayfa 44 - Remzi Kitabevi (6. Baskı))Bahçıvan, Rabindranath Tagore (Sayfa 44 - Remzi Kitabevi (6. Baskı))

Önünde uçsuz bucaksız. Okyanus kükrüyordu.
Geveze dalgalar, durmadan gizli hazinelerinin söylüyor ve onların manasını anlamayan cehaletle alay ediyorlardı.
Belki de, şu dakikada onun ümidi kalmamıştı artık. Fakat yine duramıyordu, durup dinlenmek bilmiyordu. Zira, yaşamak, onun için aramak demekti.

Bahçıvan, Rabindranath Tagore (Sayfa 102 - Remzi Kitabevi (6. Baskı))Bahçıvan, Rabindranath Tagore (Sayfa 102 - Remzi Kitabevi (6. Baskı))

Hayatımın, bütün kokusu içinde saklı bir gonca gibi olduğu zamanlar vardı. Şimdi ise uzak, uzaklarda harcanmıştır o...
Onu tekrar toplayıp yeniden biriktirmenin tılsımını kim biliyor? ..
Kalbim, bir tek insana verilmiyecek kadar benim değildir. Bir çoklarına aldanmıştır, o...

Bahçıvan, Rabindranath Tagore (Sayfa 68 - Remzi Kitabevi (6. Baskı))Bahçıvan, Rabindranath Tagore (Sayfa 68 - Remzi Kitabevi (6. Baskı))
Şule Şahintepe 
06 Şub 23:34 · Kitabı okuyor · Beğendi

Evcil kuş kafeste, hür kuş ormandaydı.
Zamanı gelince karşılaştılar, bu kaderin bir hükmüydü.
Hür kuş haykırdı, ''Ey sevgili, hadi ormana doğru uçalım.''
Kafes kuşu, ''Buraya gel, beraberce kafeste yaşayalım.'' diye fısıldadı.
Hür kuş, ''Parmaklıklar arasında, kanat açacak kadar yer var mıdır ki ?'' dedi.
''Ne yazık'' diye haykırdı kafes kuşu, ''Gökyüzünde tüneyip nereye oturacağımı bilemiyorum.''
Hür kuş, ''Sevgilim, ormanların şarkılarını söyle.'' dedi.
Kafes kuşu, ''Yanıma otur'' dedi, ''Sana medeniyetin dilini öğreteyim.''
Orman kuşu haykırdı, ''Hayır, ah, hayır! Şarkılar asla öğretilemez.''
Kafes kuşu, ''Ne yazık'' dedi, ''Orman şarkılarını bilmiyorum.''
Aşkları hasretle dopdolu, fakat kanat kanada hiçbir zaman uçamazlar.
Kafesin demir parmaklıkları arasından bakışırlar, birbirlerini tanıma istekleri boşunadır.
Kanatlarını hasretle çırparlar ve ''Daha yakın gel, ey sevgili !'' diye şakırlar.
Hür kuş haykırır, ''Olamaz, kafesin kilitli kapılarından korkuyorum.''
Kafes kuşu, ''Ne yazık'' diye fısıldar, ''Kanatlarım güçsüz ve ölü.''

Bahçıvan, Rabindranath TagoreBahçıvan, Rabindranath Tagore
Şule Şahintepe 
07 Şub 03:21 · Kitabı okuyor · Beğendi

Güzellik bize tatlı geliyor, çünkü o hayatımızla aynı bir ölümlü nağmeye uyarak raksediyor.
Bilgi bize kıymetli, çünkü onu tamamlamaya asla vakit bulamayacağız.
Her şey sonsuz olan göklerde yapılıp bitirilir.
Fakat dünyanın boş hayalden ibaret çiçekleri, ölümle sonsuza dek taze kalırlar.
Kardeş, bunu böyle bil ve şen ol.

Bahçıvan, Rabindranath TagoreBahçıvan, Rabindranath Tagore

O, gözlerini kaldır sevdiğim, diye fısıldadı.
Şiddetle azarladım onu ve: "git!" dedim. Kımıldamadı bile.
Karşımda durdu. İki elimi yakaladı. "Bırak beni" dedim. Fakat gitmedi.
Yüzünü kulağıma yaklaştırdı. Ona baktım. Ve "ne ayıp" dedim. Gene kımıldamadı.
Dudakları yanağıma değdi. Titredim ve "çok ileri giyorsun!" dedim. Fakat utanmadı...
Saçlarıma bir çiçek iliştirdi "boşuna!" dedim. Gene öyle dikildi durdu...
Boynumdan, çelenk gerdanlığı çıkardı aldı ve uzaklaştı. Ağladım ve "niye dönüp gelmiyor?" diye kalbime sordum.

Bahçıvan, Rabindranath Tagore (Sayfa 67 - Remzi Kitabevi (6. Baskı))Bahçıvan, Rabindranath Tagore (Sayfa 67 - Remzi Kitabevi (6. Baskı))
Şule Şahintepe 
07 Şub 02:44 · Kitabı okuyor · Beğendi

Kandil niye söndü?
Rüzgârdan korusun diye onun etrafını hırkamla sardım. Kandil onun için söndü.
Çiçek niye soldu?
Titiz sevgimle onu kalbime bastırdım. Çiçek onun için soldu.
Irmak neden kurudu?
Onu kendim kullanayım diye önüne set çektim, ırmak onun için kurudu.
Sazın teli niye koptu?
Ondan, kudretinin üstünde bir ses çıkarmak istedim, sazın teli onun için koptu.

Bahçıvan, Rabindranath TagoreBahçıvan, Rabindranath Tagore
Şule Şahintepe 
07 Şub 03:06 · Kitabı okuyor · Beğendi

Çiçeğini kopardım ey dünya!
Onu göğsüme bastım, dikeni battı.
Gün batıp hava karardığı zaman baktım ki çiçek solmuş fakat acısı kalmış.
Sende kokulu ve gururlu daha pek çok çiçek açacak, ey dünya!
Fakat benim çiçek toplama vaktim geçti, geceleyin gülüm de yanımda değil, sade acısı kalmış.

Bahçıvan, Rabindranath TagoreBahçıvan, Rabindranath Tagore