Sezen.

Sezen.
@helliest
önce melek gibi gözlerime bakıp sonra terk et.
elbet bir gün, birileri güzelliğiyle odaları doldururken, ben köşede kalemimi bileyleyerek bekledim. aynalar bana sırtını döndü, ama kağıtlar hep yüzüme baktı. çirkinliğim, suskunluğumun yankısı oldu ve o yankı, zamanla cümlelere dönüştü. insanlar gözlerimi kaçırırken, ben kelimelerimi çoğalttım. çünkü dışlanmışlık, bir dil yaratır; görülmemek, bir bakış biçimi kazandırır. yazdıkça, çirkinliğim bir armağana dönüştü: bana kalemimi verdi ve o kalemle, kimsenin görmediği yerleri yazdım. kimsenin duymadığı acıları. kimsenin sormadığı soruları. belki de en sahici yas, en sessiz olandan çıkar.
Edebiyat
Reklam
bir gün, belki bir gün, sabahın ilk ışıklarıyla değil de, gecenin en koyu yerinden doğan bir umutla uyanırım; öyle bir sabah ki, içimdeki paslı çanlar çalmaya başlar, sesleri yankılanır boş sokaklarda, kimse duymasa da ben duyarım. yaşamak, evet, hâlâ uzak bir kıyı gibi ama belki bir sandal iner içime, kürekleri kırık olsa da, rüzgar yeter. çünkü bazen, en karanlık yerden filizlenir ışık, ve ben, bu çürümüş toprakta hâlâ bir filiz olabileceğime inanmak istiyorum. yaşamak, belki de bir inat, belki de bir şiir gibi; eksik ama tamamlanmaya değer.
Edebiyat
gülümsememi seviyorlar ama o gülümsemenin ardında neyi sakladığımı sormuyorlar. söylediklerimi beğeniyorlar, ama neyi söylememeyi seçtiğimi hiç merak etmiyorlar. ben değilim sevdikleri; ben, onlar için yazılmış bir senaryoyu oynuyorum, sahne ışıkları altında değil, gündelik hayatın loş köşelerinde. gerçek ben, sessizce bir köşede oturuyor, izliyor, belki biraz kıskanıyor o karakteri. çünkü o seviliyor, o aranıyor, o özleniyor ama ben? ben hâlâ kendime bile yabancıyım. belki bir gün, biri perdeyi aralar ve sahnenin gerisindeki beni görür. belki o zaman, sevilmek başka bir anlam kazanır.
Edebiyat
bazen yürürken, insanların bakışları üzerime yapışıyor gibi hissediyorum; sanki görünmek istemediğim bir biçimde görünüyorum. aynalar, vitrinler, fotoğraflar.. hepsi başka birini gösteriyor bana, tanımadığım, kabullenemediğim birini. içimde bir ağırlık var, taşımaktan yorulduğum, adını koyamadığım bir yük. ama yine de, sabahları uyanıyorum. bazen bir şarkı, bazen bir cümle, bazen sadece pencereyi açarken içeri dolan hava… bir şey beni hayatta tutuyor. belki değişmek değil mesele, belki sadece kendime başka bir yerden bakabilmek. çünkü yaşamak, bazen kendini yeniden tanımaya cesaret etmek demek.
Edebiyat