bir gün, belki bir gün, sabahın ilk ışıklarıyla değil de, gecenin en koyu yerinden doğan bir umutla uyanırım; öyle bir sabah ki, içimdeki paslı çanlar çalmaya başlar, sesleri yankılanır boş sokaklarda, kimse duymasa da ben duyarım. yaşamak, evet, hâlâ uzak bir kıyı gibi ama belki bir sandal iner içime, kürekleri kırık olsa da, rüzgar yeter. çünkü bazen, en karanlık yerden filizlenir ışık, ve ben, bu çürümüş toprakta hâlâ bir filiz olabileceğime inanmak istiyorum. yaşamak, belki de bir inat, belki de bir şiir gibi; eksik ama tamamlanmaya değer.