Yakından tanımaya karşı her gün daha da kayıtsızlaşılır ve her şey bilindikçe bilinmez hâle gelir. Ve bu sadece insandışı doğa için geçerli değildir; çevremizdeki insanlara karşı tavrımızın bu gezegendeki “daha aşağı” yaşamlara karşı tavrımızdan ayrı bir şey olduğunu düşünmek için aptal olmak gerekir.
Bir şeyleri adlandırmak daima, dolaylı olarak onları kategorize etmek ve dolayısıyla da toplamak, sahiplenmeye kalkışmaktır; ve insan, modern toplumların çoğu tarafından beyni yıkanarak, sahiplenmenin sahiplenilmekten daha zevkli olduğuna inandırılmış aç gözlü bir varlıktır.
Budamayana meyve yok; bilgiyi sorgulayana meyve yok; insan eli değmemiş ağaçların arasına gizlenenlere meyve yok; insanlığın davasına ihanet edenlere meyve yok.
Sanatsal yaratının onda dokuzu temel enerjisini engelleme ve arıtma mekanizmasından alır ve bu koşullarla ilgili katı Freudcu tanımlamaların çok ötesindedir.