Mahmut HELLİ

Sabitlenmiş gönderi
Hz. Peygamber, “Niye ağlıyorsun Abdullah!” buyurdu. İbn Mesud: “Resulallah, Kisra, Kayser atlas ve ipekler üzerinde yürüyorlar. Sen ise bu hasır üzerinde uyuyorsun. Bu hasır da senin vücudunda izler bırakıyor.” “Ağlama Ey Abdullah! Benim dünya ile ne alakam olabilirki? Ben bu dünyada ağacın altında gölgelenen, sonra da oradan kalkıp giden binitli bir yolcu gibiyim.”
Sayfa 164·Kitabı okudu
Kendinde kalan, kendinde tükenmeye mahkumdur. Kendinin ötesini göremeyen, derin bir körlüğün içindedir. Kendinden başkasını duymayan, amansız bir sağırlığın esaretindedir. Kendinden başkasını beğenmeyen, dünyadaki tüm güzelliklerden mahrumdur.
Sayfa 276·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Oysa insan ancak kendisi dışındaki varlıklarla, insanlarla, tabiatla, evrenle ilişki kurabildiği, onlarla çoğalabildiği, onlarla bir bağ ve ünsiyet kurabildiği oranda insandır.
Sayfa 276·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Yaratılış alemi tabiatı gereği çokluk üzere kuruludur. Çünkü mutlak birlik ve teklik Allah'a mahsustur. O'nun dışında her şey çoklukla vardır. Evrende birbirinin aynı olan iki şey yoktur. İkiz, benzer, aynısı vs dediğimiz şeylerin hepsi birbirinden farklıdır. Kesret yani çokluk, varoluş aleminin zati ve zaruri bir yönüdür.
Sayfa 255·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
"Sohbet" kelimesi sahabe ve sahip olmakla aynı kökten gelir. Peygamber Efendimizin (s.a.v) arkadaşlarına sahabe denmesinin sebebi onların sohbet ehli olmalarıydı. Peygamberimizin sohbetinde bulundukları için onlara sahabe deniyordu. Sohbet ehli olanlar birbirlerine sahip çıkarlar; aklen, zihnen, kalben, duygu olarak... Ve o bir akıştır, bir yolculuktur.
Sayfa 233·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce