Rs den çıkmak için eskiden okuduğum, çıtır çerez bir kitap arayışındaydım ki meleklerin kanına denk geldim. Kitabı lisedeyken okuduğumda konusunu ve işleyişini beğendiğimi hatırlıyorum ama şimdi okuduğumda tabi ki standardın çok çok altındaydı.
Öncelikle kitap, kesinlikle daha lise çağındaki gençlere hitap eden bir kitap. İçinde smut yok, baştan onu belirteyim. Evet, tansiyonun yükseldiği yerler var ama o kadarı da olur artık, normal. Sırf yüksek tansiyon sebebiyle kitabı yetiskin kategorisinde değerlendirmek saçma olur. Konu fena değil ama işleniş çok kısır kalmış, biraz acemi bir kalemi var. Birinci tekil şahısla yazılmamış, bu beni rahatsız etmedi ama tercih ettiğiniz bir anlatım değilse okurken garip gelebilir. Harici olarak şehrin korkulan, zalim başmeleğine önüne gelenin çok rahat bir şekilde atar gider yapmasını çok saçma buldum. Gerçi başmelegin bir zalimliğini de görmedik, orası ayrı. Sonuç olarak başta da dediğim gibi çıtır çerez vasattan hallice bir kitaptı. Artık piyasada çok daha iyi seriler var ama bir şans vermek isterseniz neden olmasın...
İlk kitap çok güzeldi, ikinci kitap roller coaster gibiydi, üçüncü kitap ise... Dümdüz vasattı... Öncelikle kitap asla akmadı. Bu yazarın kendi yazım dilinden mi yoksa çeviri kaynaklı bir sıkıntı mı bilmiyorum ki ben yazardan kaynaklı olduğunu düşünüyorum, gerek cümleler gerek bölümler arası geçişler çok kopuktu. Bu kopukluk o kadar keskindi ki ben yer yer "eksik sayfa mı var acaba?" diye sayfaları kontrol etme ihtiyacı hissettim. Hal böyle olunca, normal şartlarda bir kaç günde bitmesi gereken kitabı bitirmem bir ay sürdü ve bu bir ay, benim için tam bir işkenceye dönüştü. Sonunda kitap bittiğindeyse "bu ne şimdi?" oldum. İlk iki kitap son derece heyecanlı bir yerde bitmişken bu kitap, aceleye getirilmiş ve havada kalmış bir final bıraktı bize. Yazar umarım dördüncü kitapta toparlar çünkü bu haliyle seri devasa bir hayal kırıklığına doğru koşar adım gidiyor...