Bir sanat eseri kendi özgün niteliklerine sahipse, onun değeri sadece hoşunuza gitmesine ya da gitmemesine bağlı değildir. Bu değer nesneldir ve bu nesnel değerler sanat'ın kendisidir.
İkinci kitaplar genelde ilk kitapların gölgesinde kalır, bilirsiniz, ama unutulmuş bir kahraman gerek temposu gerek konuyu ele alış biçimi olarak beni hayal kırıklığına uğratmadı. Zaten sevdiğim bir tema ve özgün bulduğum bir konuydu. Son sayfalara kadar heyecanı da yüksek tutulmuştu. Genel olarak sevdim. Sadece bir kaç eleştirim var ki bunun en başında kitabın yarıdan sonra biraz hızlı tren havası vermesi var. Sayfa sayısı olarak gayet tatmin edici oldugunun farkındayım ama biraz daha uzun olmalıymış gibi hissettim. Olaylar arası ufak bir sindirme esine ihtiyacı vardı bence. Bir de maalesef Ana erkek karakter olan Nick'e asla ısınamadığımı itiraf etmeliyim. Kendisinde eksik olan bir şeyler var bence. Aaron daha gercek bir karakter gibi hissettiriyor bana, bu yüzden üzülerek ikinci erkek sendromuna yakalandığım bir baska kitap oluyor unutulmuş bir kahraman. Umarim yazar en azından fan service olarak bize ikilinin bir kac bölümünü okutur. Sonuna gelecek olursak biraz barizdi bence. Ufak bir ters köşesi vardı evet ama onu da cok görkemli bulamadim açıkçası. Sönük bir son olmus. Yine de üçüncü kitabi büyük bir merakla bekleyeceğim.