Rüya yer değişimi adını verdiğim bu süreçte düşüncelerin ruhsal yoğunluğunun, öneminin ya da duygusal doğasının duyusal bir canlılığa dönüştüğünü fark ediyorum.
İnsan bir ad, bir sözcük istiyor. Haykırmak istiyor: Çözümü bulduğunu, bunalımın kaynağına indiğini haykırmak istiyor. Bu abuk sabuk karmaşık laf yığınından sıçrayıp çıkmak, bu sözcük bataklığından kaçıp kurtulmak istiyor insan. Ama artık bir sıçrama taşı da yok, tutunacak bir dal da. Hayal gücünün dibini boylamaktan başka yol yok. Bir başlangıç noktası yakalamak istiyor insan: Ama bütün noktalar çok uzaklarda, çok bulanık...
Bu argümanı net bir çıkarımla sonuçlandıracağım. Siyaset özgürlüğü yaydıkça, kadınlar da dahil olmak üzere insanlığın daha bilge ve erdemli hale geleceği açıktır.