İstiridyenin içinde saklı bir inciydim ben. Ulaşmak istediler ama nazikçe değil. İstiridyeyi ortadan ikiye ayırdılar, canı yandı. “Dur” dedi, defalarca. Ama anlamadılar. Sonra da aldılar, attılar istiridyeyi denize.Şimdi orada… Sakin, sessiz ama hâlâ değerli.Çünkü biliyor, bir gün biri çıkacak…ve onu parçalamadan, sadece sevgisiyle açacak içindeki ışığı.
Kitabın başından itibaren sezinlediğim etki "El alem ne der" oldu.. O kadar ince bir çizgiden verilmiş ki aslında bu mesaj atılan her adımda "köylü ne der" diyerek tam bir toplumcu gerçekçi romanı. Öykünün içinde geçen baş karakterin ailesine, köylülerine ve hatta hayvanlarına karşı gösterdiği tavır belki de bir çoğumuza yabancı gelmeyecek. Aldığım en güzel ders öncabbas Abbas Sayar e kendimiz sonrası kendimizin şiarını tam anlamıyla ortaya koymak oldu. Yılkı Atı