On bin yıl evvel Ahura Mazda'nın hükmündeki Media ülkesinde yakışıklı, kahraman, on bin at sahibi bir bey yaşarmış Tanrı ona bir oğul oğula da insanlığı kurtarmak için görev vermiş halk çocuğa büyük kurtarıcı gözüyle bakmaya başlamış. O sırada azazil onu kıskanıp yılan kılığında gelmiş. Çok geçmeden de memleketteki, sarhoşluk, büyü ve yalan alıp başını yürümüş. Yetmemiş, çocuğun içine de bir hükümdarlık hırsı koymuş. Çocuk o hırs ile babasını öldürüp gözünü yılan gözüne döndürmüş ve Media'ya hükümdar olmuş. Azazil şeytana dönüşüp tekrar gelmiş, daha fazla gururlanması için ona yılan değil ejderha olduğunu söylemiş, adına Aj-dahak demiş. Ülke birkaç zaman böyle yönetilmiş nokta ne var ki iyilikler, güzellikler, zenginlikler hep birer birer kayboluyormuş halk aj-dahak adını az-dahak şeklinde söylemeye başlamışlar. Şeytan çöküşü daha da hızlandırmaktan geri kalmamış. Bu sefer güzel bir kadın kılığına girip azda hakkın aşçılığını üstlenmiş. Onu haram lokma ile besleyip gitgide şaraba alıştırmış. Sarhoş olduğu bir gecede onu iki omuzlarından öpmüş. Ertesi sabah öptüğü yerlerden azazili temsilen iki yılan başı çıkmış. Çok geçmeden yılan başları ona ızdırap vermeye başlamış. Azazil şeytan bu sefer bir hekim kılığında gelmiş ve ona reçete olarak bir ceninin beynini yemesini söylemiş. Bunu yapınca omzundaki yılanlar sakinleşiyormuş. Bu böyle sürüp gitmiş. Ceninler yenildikçe çocuğun ruhunda hırs, kibir, sarhoşluk, büyü ve yalana karşı ilgi çoğaldıkça çoğalmış.