Sen eğer nefis ve şeytanı dinlersen esfel-i sâfilîne düşersin.Eğer hak ve Kurân'ı dinlersen, alâ-yı illiyîne çıkar, kainâtın bir güzel takvîmi olursun.
Görmüyor musun ki, mecazî aşklarda yüzde doksan dokuzu, mâşukundan(aşık olunan) şikâyet eder. Çünkü, Samed âyinesi(ayna) olan bâtın-ı kalble(kalbin içi) sanem-misal(put gibi) dünyevî mahbuplara(sevgililere) perestiş etmek(tapma derecesinde aşırı değer vermek), o mahbupların nazarında sakildir(ağırdır) ve istiskal eder, reddeder. Zira, fıtrat, fıtrî ve lâyık olmayan şeyi reddeder, atar. (Şehvânî sevmekler bahsimizden hariçtir.)
Ey nefsim!
Madem hakikat böyledir. Ve madem millet-i İbrahimiyedensin (a.s.). İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاٰفِلِينَ (batıp gidenleri sevmem) de. Ve Mahbûb-u Bâkîye yüzünü çevir ve benim gibi şöyle ağla...