fatma

Kanser hastası çok pozitif bir amcayla sohbet ettim bu akşam. .Dini sohbetler üzerine oldu çoğu konuşmamız , tedavi sürecini yaşadıklarını anlattı.Hiçbir zaman şu kadar acı çektim demedi.Hep gülerek bitirdi cümlelerini.Babamdan sonra bir hastalığı bu kadar güzel karşılayan bir insana daha rast gelmiş oldum.Babamın yaşadıklarını düşündüm aynıydı. Benim babam da dayanılmaz acılarına rağmen ,defalarca kendisine sormamıza rağmen bir kere şuram ağrıyor kızım dememişti, nasılsın diye sorduğumuzda acı çektiğini bilmemize rağmen hiç kötüyüm kızım demedi.O halinde bile bizimle güldü sohbet etmeye çalıştı şakalaştı."Hamd olsun verdiğin ağrıya Allah'ım", dedi. Artık dayanılmaz hadde geldiğinde kendi kendine Allah'ım bana yardım et dedi sadece.o misal amca da öyle güzel anlattı ki sürecini hem güldüm hem düşündüm hem de büyük derin manalar ve dersler çıkarttım kendime. Hem de eski anılarımıza gittim babamla.Zaten babama benziyor, belki ondan bir şeyler bulabilirim diye annemle gitmek istedim. İyi ki müslümanız dedim.Yoksa nasıl sabrederdik dayanabilirdik. Böylesi zorlu süreci böylesi güzel çok güzel geçirebilenler, tamamlayabilenler var.Bizim yolumuz daha bitmedi imtihanımız devam ediyor böyle bir durumda ne olacak nasıl tepki vereceğiz bilmiyoruzRabbim yolundan saptırmasın. Bu gibi durumlarla karşılaştığımızda dertleri, hastalıkları en güzel şekilde atlatabilen kullardan olabilmeyi sağlasın inşallah . Kolay değil gerçekten hiç de değil çok zor ama inanç varsa tutunacak bir dalın oluyor o insana biraz güç veriyor. Ölümün senin için son olmadığını biliyorsun.İmtihan olduğunu, Allah'tan geldiğini biliyorsun. Bu insana bir tesellidir. İman imkandır, iman güçtür. Amcadan birkaç söz aldım kendime konuşmayı seviyordu kıssadan hisse birçok değerli hikayelerini aldım cebe, hepsini
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
biliyorum son olmayacak..
"Bu fâni dünya için beklentiye giren kalbime de kırgınım. "
sebepleri bir araya getiren Allah'tır. Duaya ısrarda devam
Pakistanlı Dr. İşân Hüseyni yaptığı büyük hizmetlerden dolayı ödül almak için uluslararası bir konferansa gitmek için uçağa biner; ancak havada yıldırım çarpması sonucu uçak en yakın havaalanına inmek zorunda kalır. Bir sonraki uçak 16 saat sonra kalkacaktır. Bu duruma sinirlenen Dr. İşân görevlilere; “O toplantıya muhakkak yetişmem lazım. 16 saat bekleyemem” diye bağırır. Görevliler gideceği şehrin 6 saat uzaklıkta olduğunu ve isterse araba kiralayarak gidebileceğini söylerler. Dr. İşân, acele yola çıkar ama aksilik bu sefer de onu yolda bulur; yolda şiddetli yağmurdan göz gözü görmez ve selden dolayı araç gidemez. Yol kenarında eski bir evin kapısını çalıp hızla içeri girer. Yaşlı bir kadın içeride oturuyordur. Süratle ona “Telefonu verir misin? Telefon etmem lazım!” dediğinde kadın tebessüm ederek: “Görmüyor musun evladım ne telefonu. Burada ne telefon, ne de elektrik var. Geç az dinlen, yemek ye, çay iç, sonra düşünürsün bu işleri” der. Dr. İşân çaresizlik içinde bir sobanın yanına ilişerek ısınmaya çalışır. Bu arada yaşlı kadının kendisine getirdiği yemeği yedikten sonra, çayını yudumlarken yaşlı kadının namaz kılıp uzun uzun dualar ettiğini görür. Namazı biten yaşlı kadına dikkatle baktığında, kadının bir beşiği salladığını ve beşikte çok küçük bir bebeğin hareketsiz durduğunu görür. “Kimin bu bebek anacığım? Hayırdır bu kadar uzun ağlayarak dua ettin?” diye yaşlı kadına sorar. Yaşlı kadın: “Hem annesi hem de babasından yetim olan torunumdur. Ağır hastalığı var. Bölgedeki hiçbir doktor çaresini bulamadı. İşân Hüseyni adlı bir doktor var. Çaresi ondadır dediler. Ancak çok uzakta olduğundan birkaç gündür Allah’a dua ediyorum ki, Allah bu bebeğin işini kolaylaştırsın ve hayırlı bir kapı açsın.” Doktor Hüseyni ağlayarak: “Kalk anacığım. Allah senin duanı kabul etti.
Gelip geçip gidiyor günler Havadan sudan bahseder gibi.. Geriye dönüp baktığımda ne kalıyor benden geriye ben ne bırakıyorum bilmiyorum. Her yeni gün aynı geçiyor gibi, her yeni güne öncekinden farklı olacağı umuduyla baksam da. Bir dualarım var eli kolu düzgün inanç aileden sonra bir de umutlar. Hiçbir yere ait hissetmemek,boşluk ,hiçbir şey hisstememek, bir şeylerin yarım kalması, eksiklerimin belki bir insanla tamamlanabileceği umudu bu aralar benim adım gibi. Sahi ben kimim, neyim, bir tek ben miyim bu sonsuz boşlukta olan?
Mahcup ve onurlu Yalnız değil fakat bir başına Dünyaya tenezzül etmeyen, ondan sakınan. Mülkiyeli olmasına rağmen, mülkiyet duygusu olmayan İbrahim Tenekeci