"Yalnızlık, seçtiğim bir hal değil,ellerimle tırnaklarımla tutunmaya çalışıp tepetaklak, yara bere içinde yuvarlandığım, suyu çekilmiş eski bir kuyuydu.Susuz olduğu için kimseler gelip geçmiyordu yanından."
"Bu seferki gidiş, iyileşmesi için bir kenarda beklettigi yaralı duygularının bir daha asla kapanmayacagi anlamına geliyordu. Açık yaraları mezar toprağına sürtünmus gibi içi ürperdi."
"Biz zannediyoruz ki insan ölünce çürümeye başlar. Doğru değil. İnsan doğduğu andan itibaren çürümeye başlıyor. İnsanı çürüten ölüm değil, hayattır. Başkasından değil, kendimden biliyorum. "
"Bir eve benim evim diyebilmek için orada yaşamış olmak yetmiyormuş,onu anladım. İnsanın aradan uzun yıllar geçtikten sonra evini ilk gördüğünde içinde bir nehrin coşkuyla çağlaması gerekmez mi? Üzerinde duran karanlık bulutların bir anda dağılması gerekmez mi? Tam o an çok sevdiği bir şarkıyı duyar gibi olmaz mı? Bana öyle olmadı. Hiçbiri olmadı. "