hernevikitap

hernevikitap
@hernevikitap
Puan vermedi·76 syf.··
2025 146. kitabı
Kısa bir öyküden oluşan kitap; bazen bir cümlesiyle beni uzun uzun düşüncelere sevk etti,bazen de yazarın ne anlatmak istediğini çözmeye çalışırken beni derin bir çabaya sürükledi.Kısa fakat benim için kolay okunan bir kitap olmadı. Hayatı yaşamamak hem de bir gün korkunç bir şey yaşayacağını düşünüp,o günü bekleyerek yaşamı ertelemek...John Marcher tam olarak bunu yapar.Kaderinde korkunç, büyük bir felaketin saklı olduğunu düşünür ve bu düşüncesini arkadaşı May Bartram ile paylaşır. May ile John Marcher,o günü beklemeye başlar. O gelecek olan felaketiyse canavar olarak adlandırır.May, defalarca Marcher’a sevginin o canavarı yok edebileceği fikrini aşılar lakin bu Marcher’da karşılık bulmaz.Marcher,takıntılı biçimde,bu telkini reddederek hayatını heba ederek geçirir.May Bartram’ın ölümü ile anladıkları ise; onca zamanın,aslında kendi hayatının bir anlamsızlığa vardığıdır,boşa geçtiğidir.Hayat Marcher’dan kendi seçimi, düşünceleri,hayatı yaşamaması nedenleriyle teğet geçmiştir.Oysa May Bartram ona karşı bir fedakârlık göstermiştir.John Marcher’ın trajik olanı bekleyişi o kadar ben merkezdedir ki;ne bu fedakârlığı görmüştür,ne de hayatı yaşamayarak kendi yaşamını heba ettiğini görmüştür.Kaçırdığı şey tüm insanların yaşadığı duygulardır.Beklediği o canavarın aslında bir gün çıkıp gelecek felaket düşüncesi ve o felaketi bekleme kararı olduğunu çok geç kavrar.
Ormandaki CanavarHenry James · Altın Bilek Yayınları · 201544 okunma
Reklam

hernevikitap

, bir kitap okudu
Puan vermedi·76 syf.··
2025 146. kitabı
Henry James
6.1/10 · 44 okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2025 145. kitabı
Dünya keşke Ali Rıza Bey‘in bildiği gibi bir dünya olsaydı,lakin değişim her daim iyisiyle kötüsüyle gelir.Birinci Dünya Savaşı sonrası gelen değişim, toplumların değerlerini etkiler.Birey bu değişimi reddetse de değişimin dışında kalmaya çalışsa da etrafındakiler yeni hayatın dışında kalmak istemeyebilir.O zaman ne olur?Roman,bu soru ve bu sorunun cevabı üzerine kurulu. Romanın başında,ilk sayfalarda Ali Rıza Bey ile konuşan gencin söyledikleri romanın gidişatını ve sonunu işaret eder.Yeni düzenden yana olan genç, eski değerlerle zamana direnen, insanların paradan başka şeylerle de mutlu olacağını düşünen Ali Rıza Bey’e şöyle söyler “Babasınız,çocuklarınız var,paranız yok değil mi?Evlatlarınız ahir ömrünüzde size bir feci yaprak dökümü manzarası seyrettirmekten gayri saadet vermezler.” Yazarın önce roman olarak yazdığ, ardından tiyatro oyununa da dönüştürdüğü Yaprak Dökümü kendisinin olgunluk dönemi eserlerindendir. Osmanlının son dönemindeki sosyal değişimin bir ailenin yapısına yansıması aktarılır.Kimsenin hakkını yemeyen, kuralcı,dürüst,hakkını vererek işini yapan aile reisi Ali Rıza Bey’in katı ahlak anlayışına ters olan bu yansımanın aileyi sürüklediği trajedi aktarılır.Dürüst devlet memuru olan Ali Rıza Bey’in ailesine devrin yeniliklerinin yansımasıyla oluşan;aile içindeki kuşak çatışmasıyla,eski ile yeninin çatışmasıyla doğan trajedi otuz üç bölümle anlatılır. Zamanda geriye dönüşlerin, diyalogların,psikolojik ve sosyolojik tahlillerin olduğu roman,geriye dönüşlerle beraber Meşrutiyet ve Birinci Dünya Savaşı sonrasını kapsar. Roman değişim geçiren bir toplumun bunalımlarını yansıtırken bunu bir aile üzerinden aktarır.Bu değişim aslında tüm dünya içindir.Birinci Dünya Savaşı sonrası insanların artık amaçları,parayla ilgili hırsları vardır,eski ahlak
Yaprak DökümüReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 199936bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 144. kitabı
Öykü kitabı olan Kalaycı’yı anlatmaya başlamadan önce,kitapla bağlantılı olarak Mübadele ve Kayaköy’den basedeceğim.Zira kitaba adını veren Kalaycı mübadele zeminine kurulu bir öyküdür.Fethiye’ye çok kez gittim,son ve daha önceki gidişlerimde Kayaköy’e uğradım.Elbette turistik bir mekân fakat Kayaköy’ü turistik bir mekâna da indirgemek oradaki özelikle acı hatıralar için haksızlık olur.Köyün nispeten girişinde bir kahvede otururken,limonatamı yudumlamak biraz zor oldu;zira mübadelenin en sert çizgilerini gördüğüm bir yerdi.İlk ve son gidişimde de,yıkık evleriyle,yarım duran yapılarıyla,yarım kalmış hayat hikayelerini düşündürdü.Özelikle mübadele konut ve yerleşimleri,Lozan ile mübadele kararıyla nüfusların takakası,yolculuk esnasında yaşananlara ait birçok sayıda kaynak okudum.Mübadil torunu olmandan mütevellit konuya ilgi duymam kaçınılmazdı.Şimdi bu konu bir mübadele hikayesi barındıran Kalaycı öyküsüyle karşıma çıktı.Öykü Levissi’de sonraki adı olan Karaköy’de geçer.İçinde aşkı da barındıran öykü bir Türk kalaycı İsmail ile bir Rum kızı Lena’nın imkânsız aşkını anlatır.Kalaycı öyküsü adını İsmail’in mesleğinden alır ki geri kalan yirmi öykü de adını genelde geçmişte kalan mesleklerden ve o meslekleri icra edenlerden alır.Yirmi bir öykünün orta noktalarından biri buyken her biri hüzünlü,yer yerde trajiktir.Çarıkçı öyküsünde olduğu gibi bireyin iç dünyasına eğilen öykülerde ağırlıktadır.Çarıkçı ustası Trablusgarp’ta bir kolunu kaybeder, Çanakkale Savaşı’na gidecek olan askerlere çarık yapar.Karakterin hayatı,iç dünyası incelikli biçimde aktarılır.Öykü bir epigrafla başlar. Mustafa Kemal Atatürk’e,gazi ve şehitlerimize saygı duruşu niteliğindedir.Ayrıca yazarın annesinin dedesi Çanakkale’de savaşmış ve ağır yarası ile yolculuk yapıp vefat etmistir.Kitabın arka
KalaycıAlim Serkan Cesur · İkinci Adam Yayınları · 2025351 okunma