Kübalı yazar Guillermo Rosales genel olarak zor bir hayat sürdü. Yaşadığı dönemlerdeki karışıklıklardan dolayı iki kez sürgün edildi. Zihinsel rahatsızlıkları ve ağır şizofreniden mağdur olması nedeniyle, eserlerinin çoğunu okuyucuyla buluşturmaktan kaçınarak imha etti. Felaketzedeler Evi'nde bir bölümde şöyle yazıyordu: "Elime bir tabanca aldığımı hayal ediyorum. Dayıyorum şakağıma. Tetiği çekiyorum."
6 Temmuz 1993 salı sabahı, bu kurmacasını gerçeğe dönüştürerek 47 yaşında intihar etti.
Kitap değerlendirmesine gelecek olursam, ağır şizofreniden muzdarip olduğu dönemde kaldığı bakımevlerinin benzerinden bahsettiği bu kitap Rosales'in otobiyografik romanı olarak da kabul edilir. William Küba'dan Miami'ye gelmiş sürgün bir yazardır. Akrabaları varlıklı olmalarına rağmen William'ı yanına almaz ve bakımevine bırakır. Bakımevinde kalanlar; akıl sağlığını yitirmişler, dışlanmışlar, her şeylerini kaybetmişlerden oluşmaktadır. Aklını yitirmişlerin üzerinden geçinen sahtekar bir patron, sürekli onları dövüp taciz eden bir yardımcı... Genel havası kederli ve karamsar ilerleyen kitabımıza Francis'in dahil olmasıyla birlikte bir aşk filizleniyor ve William için umutlar bir anlığına da olsa yeşeriyor.
Entellektüel Öfke olarak da bilinen Rosales, üslubunu romanı ile ustaca bütünleştirmiş ve etkileyici bir eser bırakmış bize. Ben okudum, sıra sizlerde.