Bu yarım bir yaşam, bedeni ve ruhunun birlikte var olduğu ama ayrı gerçeklikleri işgal ettikleri bölünmüş bir araf. Gözleri önündeki şeylere -yola, devrilmiş bir ağaca- yönelmiş durumda ama aklı geçmişi kazıyor, aldığı her kararı yargılıyor, her başarısızlığı yeniden yaşıyor, göz ardı ettiği, kanıksadığı ve dikkat etmediği şeyleri eşeliyor. İçinde bulunduğu ânı zar zor algılıyor.