Baudelaire: kendisinin uçurum olduğunu hisseden adam. Gurur, sıkıntı, baş dönmesi: kendini ta kalbinin derinliklerine dek gören, kimseyle kıyaslanmaz, kimsenin iletişim kuramayacağı, yaratılmamış, saçma, yararsız, tam bir yalnızlık içine bırakılmış, kendi yükünü tek başına taşıyan, tek başına varoluşunu doğrulamaya mahkum edilmiş ve durmadan kendi ellerinden kaçan, kendi avuçları arasından kayan, kendi içinde dönüp gözleyen, ama, bir yandan da kendi dışında sonsuz bir kovalamacaya atılmış, dipsiz, duvarsız ve karanlıksız bir uçurum, öngörülemeyen ve de pek iyi bilinen, apaydınlık bir gizem.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hiçbir şeye tutunamayacağını bilir. Hiç olmazsa bir bakıma makineleştiğini hissedebilse, makineyi durduran, yönünü değiştiren ya da hızlandıran kolu da bulabilecektir.
İntihar saplantısının onun için yaşamına son vermekten çok, yaşamını korumak üzere kullanılan bir araç olduğunu kısa bir süre sonra göreceğiz. Ne var ki, intihar etmeyi bu denli sık düşündüyse, bunun nedeni kendini fazladan biri olarak hissetmesiydi.
Annesiyle babasına, "Sizler beni kovdunuz, kendimden geçtiğim o yetkin bütünden dışarı attınız, ayrı var olmaya mahkum ettiniz," diyecektir. "Madem öyle, size karşı ben üstleniyorum bu varoluşu şimdi. Sonradan beni yeniden kendinize çekmek, içinize almak isteseniz bile, olmayacak bu; çünkü herkes karşısında ve herkese rağmen kendi bilincime vardım..."