Zihin , fiziksel bedenin üstünde altın bir kapak taşı gibi durur. Felsefe Taşı budur. Enerji , belkemiği merdiveninde aşağı yukarı dolaşıp ilahi zihni fiziksel vücuda bağlar.
Boş yere kurşunu altına dönüştürmeye çalışan eski simyacılar da bunun , insanın gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak anlamına gelen bir mecaz olduğunu anlamamışlardı.
Kurşunun altına dönüşmesi aslında , boş ve cahil bir zihni çalışan ve aydınlanmış bir akla dönüştürmek demekti.
Eskiler derin bir ilme sahiptiler. Günümüz bilimi aslında "keşifler" yapmıyor, "yeniden keşfediyor"du . Anlaşılan insanoğlu önce evrenin gerçek doğasını anlamış ama sonra peşini bırakmış ve unutmuştu.