Başka bir dönemde, başka şartlarda doğmadığına eseflenmenin boşuna olduğunu düşündü.Onu o yapan şey içinde bulunduğu dönemin , bu kilisenin yapılmasını sağlayan dönemin koşullarından farklı oluşuydu, yapacakları da şimdiki gerçekliğin içinde tezahür edecekti.
Hepsini beğenirdi beğenmesine ama heybetleri ve görkemleri arttıkça, yani bir anlamda dine uzaklaştıkça, daha fazla hoşuna giderdi; dinin buharlaşıp haşmetli ve düzenli bir dünyeviliğe dönüştüğü böyle kiliselerde naif bir dini inançtan olgun ama varlığını hâlâ o kadim inanca borçlu bir topluma geçişi hisseder gibi olurdu.
Marcello bu kaderin ondan öldürmeye devam etmesini istediğini biliyorduama onu en çok korkutan şey cinayetten ziyade ne yaparsa yapsın ona mahkûm olmasıydı. Başka bir deyişle bu durumun bilincinde olmanın bile cehalet anlamına geldiği ama bu özel aymazlık türünün kimse tarafından, hele hele kendisi tarafından,cehalet sayılamayacağı fikri karşısında dehşete kapıldı.