Gül

Gül
Mona Roza Müteferriç
Bazen günün sonunda bir insanın başardığı en büyük şey intihar etmemiş olmasıdır. Albert Camus.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Elleri birbirine çırparak yapılan alkış, Türk adab-ı muaşeretine Tanzimat devrinde girmiştir. Tarih kaynaklarımız, muhtelif vesile- lerle, alaylarda, cüluslarda, ata binip inerken, kayığa girip çıkarken padişahın saray bendegânı, asker ve halk tarafından alkışlandığıń- dan bahsederler; bu alkış bir duadır; duanın metni şudur: "Uğurun hayır ola! Yaşın uzun ola! Yolun açık ola! Saltanatına mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!" II. Abdülhamid bu alkış duasının son cümlesini değiştirmiş, onun yerine şu sözü koydurmuştu: “Padişahım... Şevketinle, devletinle bin yaşa!"
Hazine-i hassadan padişaha kendi şahsı için ayrılan paraya "Kise-i Hümayun" denilirdi; padişahın bu parayla aldığı mücevherat zati malı olurdu; dilediği kimseye verebilirdi, sorup aranmazdı. Fakat bir kere hazine-i hassaya mal olmuş bir mücevher o sonsuz salahiyet ve kudrete sahip padişah tarafından da ancak bir senet mukabili alınır ve kullanılabilirdi; padişahın ölümünde veya halinde, hazine kethü- dası tarafından senediyle aranır ve yerine konulurdu.
Padişahın bu sonsuz kudret ve salahiyeti, İslam şeriatının padişahlık ehliyeti için koştuğu bir şartla tahdit edilmişti: padişah olmak için akil ve adil olmak gerekti. Zulmü ve cinneti sabit olan padişah tahttan indirilirdi.
Medeniyet kavramına karşı çıkan İsmet Özel'in “Bir kez İslam'ı medeniyet sorunu içinde kavradık mı artık onu zaman içinde bir kategori olarak görmek ve tarihin şartları içinde değerlendirmek düşüncesine kendimizi hapsetmiş oluruz.ifadesi de bu hususun altını çizmesi bakımından önemlidir.Mamafih, Özel'in iddiasının tersine medeniyet bir baskı, sömürü, tefessüh ve yabancılaşma unsuru olmak zorunda değildir.