Ama ben hiçbir belirti, hiçbir işaret bulamadım. İşin gerçeği Enrico-bir kez bile telaffuz etmemiş olsam da, adı buydu son derece normal görünüyordu, herkes gibiydi. Pek çok varsayım konuşuldu ama onu bunu yapmaya iten şeyi kimse gerçekte bilemeyecekti.
Derinlerde bir yerde bir sorunu -kaderini tayin etmiş bir şey- vardıysa bile öyle gizliydi ki kimse görememiş ve bu nedenle de kimse bir şey hatırlayamamıştı.
Enrico'nun ölümü, hayatımda deneyimlediğim ilk anlam kaybıydı. Kaosla ilk yüz yüze gelişimdi. O kadar anlamsız ve ciddi bir şeydi ki onu anlamlandırmaya çalışan zihni afallatıyordu.
İşte belki anlamsızlığın bu baş döndürücülüğünden kaçıp sığınmak, kendimizi uçurumdan sakınmak için iki gün sonra sanki sözleşmiş gibi hepimiz ondan söz etmeyi bıraktık.
Sanki hiç yaşamamış gibi unuttuk onu.
O hiç var olmamıştı.