Diyeceğim, uğradıkları dehşet verici haksızlıklar o mazlum insanlarda bunları yapan zalimlere dönük herhangi bir öfke patlaması yaratmıyordu. Kendilerine miras bırakılan zulüm ve aşağılamaya o kadar uzun zamandır maruzlardı ki hiçbir şey onları şefkat ve incelikli yaklaşım kadar irkitemezdi. Evet, o insanlarda köleliğin çok derinlere kök salmasına yol açtığı garip, gerçekten garip bir saygı vardı. Tüm varlıkları tekdüze bir sabır, bu hayatın onlara reva gördüğü her şeye katlanma, her şeyi şikayet etmeden kabullenme düzeyine indirgenmişti. Hayal ve tasavvur güçleri ölmüştü. İnsanın dibe vurması gibi bir şey varsa, onların henüz doğarken vardığından daha dip bir nokta olamazdı.
İnsanı baştan yaratma şansım olsaydı, ona vicdan vermezdim. Bir insana dair en kabul edilemeyecek, uzun vadede ne kadar iyilik yaparsa yapsın bedeli ödenmiş sayılamayacak şeylerden biriydi bu. Yine de bu benim düşüncemdi ve daha tecrübeli kişiler farklı düşünebilirdi. Herkes istediğini düşünmekte özgürdür. Ben şunu bilirim: Vicdanımın bilincine uzun yıllar önce vardım ve vicdanım, beni başka herhangi bir şeyden daha fazla uğraştırmış, daha fazla rahatsız etmiştir. Sanırım başlarda onu armağan kabilinden kabul etmiştim, çünkü bizim olan her şeye o bakışla yaklaşırız. Ama çok aptalca bir düşünceymiş. Bir örnekle bakarsak ne kadar saçma olduğunu görürüz: İçimde bir demirci örsü olsa onu da armağan kabul edecek miydim? Elbette hayır. Ve düşünürseniz, vicdanla bir örs arasında -konforu etkileme açısından- gerçek fark olmadığını kabul edersiniz. Bunun farkına binlerce kez varmışımdır. Ayrıca varlığına dayanamaz hale geldiğinizde örsü asitle çözüp eritebilirsiniz ama vicdanı yok edemezsiniz; en azından benim bildiğim bir yolu yoktur bunun.
Oh!.. Ne güzel bir çağdasınız!.. İsviçre dağlarındaki sisleri andıran bu mavi sisi biliyor ve hatırlıyorum. Bu his, çocukluğun bitmek üzere olduğu o mutlu çağı örter. Ve bu mutlu, neşeli geniş çevreden, gittikçe darlaşan bir yol meydana gelir. Uzayıp gider bu yol, ışıklı ve çok güzel görünmekle birlikte, buraya girmek hem hoş hem korkunçtur. Buradan geçmeyen kim var?..