"Bilmiyorum. Belki de şu sıralar dünyadaki delilik, akıldan daha güçlü olduğu içindir. Belki de bir kahraman olmadığım ve bu nedenle kaçmaya cesaret edemediğim içindir. İnsan bunu açıklayamaz. Bu bir çeşit zorunluluk ve ben yirmi milyon insanı boğan o zinciri kıramam, yapamam."
"İstemiyorum, istemiyorum, içimdeki hiçbir şey istemiyor, ama kendi irademe rağmen gideceğim, onların güçlerinin korkunçluğu da bu değil mi zaten, insanın iradesine, inancına rağmen onlara hizmet etmesi? İnsnaların buna karşı koyabilecek iradesi olsa da eline böyle bir yazı geçince iradesi uçup gidiyor. Tıpkı öğretmen seslendiğinde ayağa kalkarak titreyen bir okul çocuğu gibi.
Görüyorsun işte! Nasıl da dileklerimi önceden sezebiliyor, nasıl da dostluğun bütün bu küçük sevimliliklerini bulup ortaya çıkarıyorlar; bunlar, hediye verenin kendini beğenmişliği ile bizi aşağılayan o parlak eşyalardan bin kat daha değerli. Kurdeleyi binlerce kez öptüm, her nefesimde, o mutlu, geri gelmeyecek birkaç günün yüreğimi kabartan bahtiyarlıklarının anısını duyumsuyorum. İşte böyle Wilhelm; yaşamın çiçekleri yalnızca görünüştürve bundan şikayetim de yok! Bu çiçeklerin çoğu hiçbir iz bırakmadan gelip geçer, pek azı meyve verir, bu meyvelerden de pek azı olgunlaşır! Buna rağmen yeterince meyve vardı; peki sevgili kardeşim, böyle olgun meyveleri ihmal edebilir miyiz? Onları küçük görmemiz, onları tatmadan çürümeye terk etmemiz olacak şey midir?