Gölge bazen yanıyor, bazen donuyordu.
Gök gürültüsü yine başladığında davul sesleri duyduğunu sandı; fırtınanın içinde koca davullar ve kalbinin atışları, kafasının içinde ya da dışında farklı etmiyordu.
Acıyı renklerle algıladı: neon bir bar tabelasını kırmızısı, ıslak bir gecede trafik ışığının yeşili, boş bir video ekranının mavisi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Hayır, beni öldüren küçük altın güneşi kaybetmendi, Gölge, suyun ıslak, günlerin uzun olduğu, bir dostun seni eninde sonunda her zaman hayal kırıklığına uğrattığı gibi kesin bir biçimde, beni bu öldürdü."
Sürükleyici, görece kısa bir döneme odaklanan Tarık Akan otobiyografisi. Sanatçının aktivist kişiliği ilgimi çektiği için okumaya karar verdim.
Yakın tarihimizde yaşanmış 12 Eylül darbesinde yaşadığı haksız tutukluluk ve mahkeme sürecini, diğer mahkumların maruz kaldığı insanlık dışı işkenceleri, o dönemde çekilmiş Yol filminin arkaplanında yaşananları anlatmış; ve bunu yaparken dönemin kusursuz bir Türkiye tablosunu çizmiş.
Üslubu samimi; sanki kendisiyle bir sohbet havası içinde. Konusu ağır olmasına rağmen Tarık Akan'ın espirili diliyle okuması oldukça keyifli. Kitabın sonunda yer verdiği bazı fotoğraflar var. Ben kendime göre hızlı okudum, fakat aslında elden bırakmadan bitirilebilecek bir kitap.