"Türkiye'de bir İslam devleti ve hilafet rejimi kurmak, Türk milletinin dini esaslara dayalı bir hukuk düzenine sokmak isteyen ve bunun için gizli açık çalışan mistik hezeyan halindeki bir avuç meczup var. Bunlar ruh hastası veya dini kazanç metası haline getirmiş kimseler,saf ve cahil yurttaşın en temiz varlığı olan itikadını, imanını geçim vasıtası yapmis bezirganlardir.O bezirganlar ki dinin emrettiğini yerine getirmezler. Yasak ettiklerini gizli gizli yaparlar ve fakat dindar görünürler, evet bunlar ve bir takım hurafeleri dini esaslar gibi göstermeye Kalkan ve bu surette halkı uyuşturan kökü dışarıdaki yurt düşmanları daima hüsrana uğrayacaklardır.
Sayfa 179
Müslümanların hilafet makamına davetlerine ve kalplerinin bağlanmasına çalışıldı.
Reklam
Ancak 1258 yılında Hülagü, safları arasında Altın Orda birliklerinin de bulunduğu başkent Bağdat'a girerek hilafet topraklarının işgalini nihayete erdirmiştir. Son halife Mustasım da yine Bağdat'ın işgalinin ardından ölümle cezalandırılmıştır.
Burada pek önemli bir noktaya işaret etmek gerekir ki. Millet ve ordu, Padişah ve Halife'nin hainliğinden haberdar olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı asırların kökleştirdiği din ve gelenek, bağları dolayısıyla da içten gelerek boyun eğmekte ve sadık. Millet ve ordu bir yandan kurtuluş çaresi düşünürken bir yandan da yüzyıllardır süregelen bu alışkanlık dolayısıyla, kendinden önce, yüce hilâfet ve saltanat makamının kurtarılmasını ve dokunulmazlığını düşünüyor. Halifesiz ve padişahsız kurtuluşun anlamını kavrama yeteneğinde değil... Bu inanca aykırı bir düşünce ve görüş ileri süreceklerin vay haline! Derhal dinsiz, vatansız, hain ve istenmeyen kişi olur...
euzubillahimineşşeytanirracim.
Hz. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir Gün: "hüzün kuyusundan Allah'a sığının!" buyurdular. Oradakiler: "Ey Allah'ın Resulu! hüzün kuyusu da nedir?" diye sordular. "O, dedi, cehennemde bir vadidir; cehennem, o vadiden her gün yüz kere AIIah (c.c)'a sığınma taleb eder." "Ey Allah'ın Resulu! denildi, oraya kimler girecek?" "Oraya dedi, amellerinde riya yapan kurralar girecektir!..." Bu hainler güruhu kınamaktan başka hiçbir işe yaramazlar! Bunların varlık sebebi Müslümanları muhafaza etmek için değil, bilakis israilin güvenliğini sağlamak içindir! Zira bu hainleri koltuklarında oturtan ise siyonizmin ta kendisidir! Bu 57 hainin tamamı bir Halife’nin ağırlığı etmez ve bunların temsil ettiği ulus devletlerin tamamı da bir Hilâfet Devleti’nin yerini tutmaz! Katliamın başından beri israile destek sağlayan ve onun meşruiyeti için çalışan bu hainler çok yakında siyonist efendileriyle birlikte tarihin çöplüğüne gömülecektir. Nitekim bunların devrinden sonra yeniden Hilâfet geri gelecektir… Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: “Sonra zorba diktatörlük olacaktır. Allah’ın dilediği kadar kalacak ve Allah dilediğinde onları kaldıracaktır. Sonra Nübüvvet minhacı üzere raşidî Hilâfet geri gelecektir.” (Ahmed b. Hanbel) Tirmizi, Zuhd 48, (2384).
Reklam
10 yılda 15 milyon genç.
Yeni Cumhuriyet tüm gücü ile islamı yok etmeye çalıştı, halkı cahil bıraktı, ekmek derdine düşürüp başka bir şeyle ilgilenmesine ket vurdu fakat islamlarını onlardan alamadı, alamayacak biiznillah..
Köklü değişim yayıncılıkKitabı okuyor
İktisattan anlayan herkes bilir ki Müslümanların elindeki imkanları doğru kullanıldığında, sömürgeci Batı yüzüstü çökmeye mahkum olacaktır.
Köklü değişim yayıncılıkKitabı okuyor
Nübüvvet Minhâcı üzere Hilâfet olacaktır..(Ahmed b.h.)
Dil, Irk ve Medeni Farklılıklardan Dolayı Bugün Hilafet'in Kurulması Mümkün Değildir, İddiası gerçekten trajikomiktir. Bu fikir tamamen ulus devlet anlayışına gark olmuş kişilerin hezeyanıdır. Evet, toplumlardaki gelişmişlik seviyesi farklıdır, anadillerinin ve ırklarının değişik olması da söz konusudur. Ancak böyle olması tek bir devlet
Hilâfet ürkütür..
Chicago Üniversitesi'nde Ekonomi Tarihi hocası olan Prof. David Fromkin'in ifade ettiği gibi: "Eski Osmanlı İmparatorluğu'nun muazzam zenginlikleri şu anda galiplerce sahipleniliyor. Ancak hatırlanmalıdır ki İslâm Devleti, asırlar boyunca Hristiyan Avrupa'yı fethetmeye çalışmıştı ve bu mağlup insanların mukadderatına karar veren güç simsarları, doğal olarak bu ülkelerin, bir daha asla bir araya gelmemeleri ve Batılı çıkarları bir daha asla tehdit etmemeleri gerektiğine karar vermişlerdi. Asırların Merkantilist deneyimi sayesinde İngiltere ve Fransa, iktidarda kalmak için kendi desteklerine muhtaç yöneticilere sahip küçük ve istikrarsız devletler yarattılar. Bu devletlerin gelişmesi ve ticareti tümüyle kontrol altındadır ve bu da Batı için bir daha asla tehdit olmayacakları anlamına gelmektedir. Bu dış güçler, daha sonra, Arap kaynaklarını ucuza satın almak için kuklalarıyla sözleşmeler yaparak feodal elitleri gittikçe zenginleştirirken, halkın çoğunu fakirlik içinde bıraktılar..." Küçük ve istikrarsız devletçikler kurarak Müslümanların parçalara ayrılması, İslâm ümmetinin bir daha asla bütünleşmemelerini garanti altına almak üzere sömürgeciler tarafından belirlenen bir plandır. O yüzden Müslümanların yeniden güçlü ve tek bir devlet olması, onların bekalarını tehdit eden yegâne unsurdur.
Köklü değişim yayıncılıkKitabı okuyor
Reklam
Bugünün parametrelerinden İslam dünyasına baktığımızda görüyoruz ki müslümanlar İslam'a hazırdır ve büyük bir umutla hilafet devletini beklemektedirler.
Sayfa 174 - Köklü değişim yayıncılıkKitabı okuyor
Muhtemel Hilâfet Devleti
İlk kurulduğunda Afrika'dan Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, Sudan, Somali, Cibuti, Eritre, Etiyopya, Gambiya, Gine, Mali, Senegal, Moritanya, Nijer; Or-tadoğu'dan Suriye, Ürdün, Lübnan, Filistin, Bahreyn, BAE, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Kuveyt, Umman ve Türkiye; Asya'dan Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan, Afganistan, Bangladeş ve Pakistan'ı dâhil edince 40 ülke, 19 milyon km²'lik alan ve 900 milyon nüfustan oluşmaktadır.
Köklü değişim yayıncılıkKitabı okuyor
Çok doğru bir tespit..
Müslüman Nüfusun Çokluğu ve Dağınık Olması Vahdete Engeldir, İddiası cahillerin ve emperyalistlerin sözüdür. Müslüman nüfusu, Müslümanları bir araya getirmenin önündeki engel olarak görenler, gerçekte bunun bir araya gelmenin önündeki engel olmadığını çok iyi bilmelerine rağmen, bunu da kasıtlı olarak dile getirmektedirler. Böylece Müslümanlar
Köklü değişim yayıncılıkKitabı okuyor
İslam'da yasama otoritesinin kaynağı Allahu Teâlâ'dır.
Köklü değişim yayıncılıkKitabı okuyor
İslami teşri ise Allah'ın kanun koyucu olması esası üzerine kurulur.
Köklü değişim yayıncılıkKitabı okuyor
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.