Cadılar Bayramı Cinayeti romanında Bayan Oliver, kalabalık bir Cadılar Bayramı partisinde boğularak öldürülen küçük kız Joyce'un katilini bulmak için dostu Hercule Poirot'tan yardım istiyor. İngiltere'nin küçük, herkesin birbirini iyi tanıdığı ya da en azından buna inandığı bir kasabasında cinayeti araştırmaya başlayan Hercule Poirot, o akşam partide olan herkesi eski dostu Spencer'ın yardımı ile öğreniyor ve kimin katil olabileceğini bulmak için kasabadaki herkesten diğerleri hakkında bilgi topluyor. Romanda dönem İngilteresinin sorunlarına, geçmişe bakılarak değişen koşullarına değiniliyor; kırsalda yaşayan İngiliz halkının gençlere ve suçlulara bakış açısı gözler önüne seriliyor. Bakış açılarının bazı noktalarda doğruyken çoğu zaman yalnızca ön yargıdan ibaret olduğunu söyleyebilirim, karakterlerin ön yargılı olabileceğini hesaba katmadan söyledikleri her şeyi kabul ederseniz katili bulmak ne yazık ki mümkün olmaz. Ancak söylediklerini de büsbütün kulak ardı etmemek lazım çünkü hiçbir detay boşuna verilmiyor, örneğin on yaşındaki Leopold'un kapı dinleme huyu gibi birçok küçük ipucu veriliyor ancak onları kolayca birleştirmek mümkün olmuyor, ihtimalleri değerlendirmeniz ve neye inanıp inanmaycağınıza iyi karar vermeniz gerekiyor. Ben katilin kim olduğunu ve olayların nasıl gerçekleştiğini sanırım kitabın son yetmiş sayfasındayken anladım ancak bitirdiğimde gördüm ki benim de gözümün önünde olmasına rağmen parçaları birleştiremediğim olaylar varmış. Yalnızca bir cinayet değil birbiriyle bağlantılı birçok olayın incelendiği ve çözüldüğü bir roman, On Kişiydiler romanından daha karmaşık oldugunu söylemek yanlış olmaz sanırım.