Kim bilir, belki de Nietzsche haklıydı. Belki de hiçbir şeyde gerçeklik yoktu, gerçeklikte de gerçeklik yoktu... Gerçeklik diye bir şey yoktu belki de.
Giderek insanlarla birlikte olmaktan daha çok sıkılıyor, onlara iyi davranmak gittikçe daha zor geliyordu. Varlıkları asabını bozuyor ve onlarla sohbet etme çabası sinirlerini geriyordu.
Çelişki tam da buradaydı, yemek istediği vakit kimse ona lokma vermiyordu ama dilediği taktirde yüz binlerce yemek satın alabilecek durumdayken ve iştahı da giderek azalırken sağdan soldan yemek davetleri dayatılıyordu ona. Nasıl oluyordu bu iş?