Dünyaya yaslanırsanız çökecektir. Bu yüzden dünyaya yaslanmayın, içinde yaşayın. Ona tutunmaya çalışmayın. Birine sarıldığımızda onu nefessiz bırakacak derecede sıkmazsınız değil mi? Dünyayı ona sıkıca tutunursaniz asla hissedemezsiniz. Sadece hafif bir dokunuş yeter. Bırakın Dünya parmaklarınızın arasında aksın gitsin. Akmasına izin verin. Ve ne kadar çok akarsa o kadar çok kalacaktır ve ne kadar çok kalırsa o kadar çok akacaktır onun işleyişi böyledir. Ona tutunmazsanız her zaman burada olacaktır ya da eğer tutunursanız her zaman kaçacaktır. Ama hafif bir dokunuş uygularsaniz en şoke edici şeyi keşfedebilirsiniz; tam da burada ve şimdi de var olan fiziksel Dünya, bu kesinlikle somut an, cennetin ta kendisidir. Tanrı ile doğrudan iletişim kurmanın gerçek anlamı budur.
Karamsar bir insan dünyanın her yerinde kendi karamsarlığını haklı çıkaracak olumsuz işaretler görür. İyimser bir insansa her yerde kendi iyimserliğini doğrulayan Umut işaretleri bulur. Üstelik inanışlarımızın gücü kendilerini doğrulayacak olayları yaratmaya kadar gidebilir.
Dünya bu aynalar kadar tarafsızdır. Biz ona hayranlıkla ya da korkuyla bakıyorsak o da bize aynı şeyi geri verir.
Dünyanın bütün bilgeliği iki sözcükle özetlenebilir: anı yaşamak!
Eğer içinde bulunulan anda dikkatlice yaşanmamışsa hiçbir deneyimin değeri yoktur. Dikkat eksiklikleri psikolojik ve duygusal güçlüklere yol açarak ruhsal gelişimimizi sınırlandırır. Dikkatinize Egemen olabilmek için kendinizi alıştırmaya çalışın. Yaptığınız her işte anı yaşamaya bakın. Bu şekilde burada ve şimdi yaşamaya göstereceğiniz Özen pek çok fiziksel ve ruhsal sorunu çözeceği gibi aynı zamanda da yüreğinizi genişletecek başkaları ile ilişkilerinizi daha iyi hale getirecek ve size güçlü ruhsal deneyimler yaşatacaktır.