Bu kitap benim John Berger ile ilk tanışmam oldu. Kitaba ilk başladığım andan itibaren -ön yazısı da dahil- kendimi yoğun ve zengin bir anlatımın içinde buldum. İlk başlarda beni korkutup, acaba bu kitabı anlamak için daha mı bilgili olmalıydım diye düşündürttü. Okuma sürecinde de bazı bölümlerde bu düşünceden kurtulamadım bir türlü. Her cümlenin göründüğünden çok daha fazlasını içerdiğini fark etmemek imkansız. Bir cümlenin üzerinde durup, sindirilmeden geçilince, sonraki satırlar manasını yitirir oluyor. Okuma sürecinde, anlayamayıp bir sayfayı üç kere okuduğum oldu, ilk okuduğum anda içime kadar işleyen, yazarla sohbet edercesine okuduğum sayfalar da. Belki de çok sanat kitabı okumamama verin kitapla bu kadar cebelleşmemi; ama sanmıyorum ki bu kitap araştırma yapılırcasına incelenmeden anlaşılabilir, anlatmak istediğini okuyucuya verebilir. Kitabı anlamak zor olsa da oldukça önemli. Eleştirisini yaptığı konular hepimizin yaşadığı hayatlar arasından. Kitaptaki çoğu yazısı yeni de değil üstelik. Uzun yıllar öncesinde yazdığı yazıları okurken, bugün bile fikirlerinin günümüzle uyuştuğu söylenebilir. Beni, kitap boyunca ustaca yaptırdığı sanat tarihi gezintisi büyüledi. John Berger okumaya ve kitaplarıyla boğuşmaya devam edicem.