Manzaralar, John Berger’in Portreler’de olduğu gibi daha önce çeşitli mecralarda çeşitli şekillerde yayımlanmış yazılarının bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir kitap.
Hayal etmeye ve farklı biçimlerde görmeye davet eden bu kitapta iki ana başlık altında toplam 35 yazı yer alıyor: Haritaları Yeniden Çizmek ve Arazi.
Berger bizlere anılarını,yaşadığı olayları,gezdiği coğrafyaları,düşüncelerini sanatla birleştirerek eşsiz bir hikaye anlatıcılığı sunmuş bu kitabında. Hepsini sindire sindire büyük bir keyifle okudum. Zaten bu tarz fikir-sanat kitaplarını bir çırpıda okumamalısınız, bir tat alamazsınız çünkü.
İnsan olabilmenin temel koşulunun,hayata güzel bakabilmekten geçtiğini söylüyor Berger. Tüm canlılara, her aydınlık güne ve her güzel buluta…
Latife Tekin ile yaşadığı sözsüz iletişimi anlattığı bölümü, başka bir boyutta varolmuşlar gibi hissettirdi bana. Kelimelere ihtiyaç duymadan varolmak ve karşıdaki kişiyle tamamlandığını hissetmek…
Bu kitap benim John Berger ile ilk tanışmam oldu. Kitaba ilk başladığım andan itibaren -ön yazısı da dahil- kendimi yoğun ve zengin bir anlatımın içinde buldum. İlk başlarda beni korkutup, acaba bu kitabı anlamak için daha mı bilgili olmalıydım diye düşündürttü. Okuma sürecinde de bazı bölümlerde bu düşünceden kurtulamadım bir türlü. Her cümlenin göründüğünden çok daha fazlasını içerdiğini fark etmemek imkansız. Bir cümlenin üzerinde durup, sindirilmeden geçilince, sonraki satırlar manasını yitirir oluyor. Okuma sürecinde, anlayamayıp bir sayfayı üç kere okuduğum oldu, ilk okuduğum anda içime kadar işleyen, yazarla sohbet edercesine okuduğum sayfalar da. Belki de çok sanat kitabı okumamama verin kitapla bu kadar cebelleşmemi; ama sanmıyorum ki bu kitap araştırma yapılırcasına incelenmeden anlaşılabilir, anlatmak istediğini okuyucuya verebilir. Kitabı anlamak zor olsa da oldukça önemli. Eleştirisini yaptığı konular hepimizin yaşadığı hayatlar arasından. Kitaptaki çoğu yazısı yeni de değil üstelik. Uzun yıllar öncesinde yazdığı yazıları okurken, bugün bile fikirlerinin günümüzle uyuştuğu söylenebilir. Beni, kitap boyunca ustaca yaptırdığı sanat tarihi gezintisi büyüledi. John Berger okumaya ve kitaplarıyla boğuşmaya devam edicem.
John Berger yine görünenin ardındakinin peşine düşmüş ve ortaya Portreler adlı kitabıyla kardeş bir eser çıkmış.
Hayatı güzelleştirmenin sırrı galiba biraz da güzel insan olmaya çalışmakla başlıyor. Berger bunu gayet güzel başarıyor. Olaylara bakarken sakınmadığı vicdan ve eşitlik eksenindeki siyasi doğruculuğu bu başarıyı kolaylaştırıyor.
Latife Tekin ile yaşadığı sössüz iletişimi anlattığı bölüm, ütopik bir rüya gibi.
Farklı bir sanat yapıtı okumak isteyenler için güzel bir alternatif. İyi ki bu dünyadan geçtin ve bize bu güzellikleri bıraktın John Berger. Devrin daim olsun!
ManzaralarJohn Berger
Portreler ‘in kardeşi #manzaralar ile selamlıyorum sizi
Yazmak bir devrimse Berger çok büyük bir “devrimci”.
Berger’ın düşüncesini şekillendiren bireylerden Antal, Raphael, Brecht, Barthes, Benjamin, Joyce ve nicelerinden söz eden yazılarına haritalar, patikalar, mekânlar, köyler, kasabalar, kentler, şiirler ve tarih eşlik ediyor.
Metin adeta “tüm yapıtı” yeniden hayal edip farklı şekilde bir #görmebiçimleri silsilesi
O kadar mütevazı, o kadar anlaşılır bir dille anlatmış ki gerek bahsi geçen şahsiyetleri gerek eserlerini bilmeseniz bile okuruyla metin arasında Berger’in bilgi birikimiyle inşa ettiği o muhteşem köprüyle okuma şölenine dönüşüyor.
Kitabın neredeyse her sayfasında işaretlediğim bir alıntı ya da feyz aldığım cümleler var.
Bu engin deryada kulaç atmaya geç kalmayın derim.
1926'da Londra'da doğan John Berger, İngiliz yazar ve sanat eleştirmeniydi.
İlk romanı 1958'de yayımlanan "Zamanımızın Bir Ressamı"dır. Romanı "G." İle 1972 yılında Booker ödülünü almıştır.
John Berger, mesleki kariyerine ressam olarak başladı. 1940'lı yılların sonlarına doğru Londra'da birçok sergiye katıldı. 1948-1955 yılları arasında sanat eleştirmenliğinin yanı sıra, resim dersleri de verdi.
İngilizce yazan en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olarak tanınır. Senaryo yazarlığı ve belgesel yazarı olarak da tanınır. Bunun yanı sıra, romancı kimliği de vardır. İlk romanı Zamanımızın Bir Ressamı (A Painter of our Time) 1958'de yayımlandı.
Metis Yayınları yazarın klasikleşmiş yapıtı Görme Biçimleri'nin (1986) yanı sıra, Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı (1988), Düğüne (1997), Alain Tanner ile birlikte yazdığı 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus (1997), Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar (1999) ve Fotokopiler (1999) adlı kitaplarıyla, özellikle görsellik üzerine denemelerini bir araya getiren O Ana Adanmış (1988) adlı seçkisini yayımlamıştır. Berger'ın son romanı Kral ise 2001 yılında Müge Gürsoy Sökmen çevirisiyle yayımlandı.
John Berger, 2 Ocak 2017'de Fransa'nın Antony kentindeki evinde 90 yaşında hayatını kaybetti.