Hilâl

@hilalozmn·
·
sabitlendi
Hakikat
Çok uzun yoldan geliyorum getirdiklerim cebime sığamayacak kadar büyük, görenin aşina olduğu kadar da bariz.. Öyle ki, daha büyüğünü görmedim ve daha güçlüsünü.. göremeyeceğim de.. Bu en uca kadar gidip, sonun başlangıcını, uçurumu görmek gibi bir şey.. daha ötesinin olmadığını bilmenin rahatlığı.. elimdekileri de ancak ben getirebilirdim zaten.. başkası aynı şeyleri de verseydi bana, gördüklerim bir ayna misali farklı olurdu.. zaten sonunda hepimiz birer yansıma getiriyoruz ellerimizde.. sonra diyorum ki, aynada tüm marifet, sırlı diye boşuna demiyorlar..
“Suriye savaşında yıkılmış bir caminin fotoğrafının üzerine, "Birileri elinize silah verip, ülkenizin yönetimini devirmenizi isterse, bu manzara aklınıza gelsin" yazmak, olayları açıklamaya yetmiyor. Bu cümle, halkın haklı şikâyetlerini, on yıllardır maruz kaldığı aşağılanmayı ve yabancıya el açacak kadar çaresiz kalışını gözden kaçıran bir tuzak aslında. Coğrafyaya yabancıların müdahalesi kadar, yabancıların bu coğrafyada nasıl yer bulabildiğini ve halkların neden yabancıdan medet umar hale geldiğini de konuşabilmek gerekiyor.. Tarihi ve coğrafyayı doğru anlamak gibi bir kaygımız var ise.”
Sayfa 114 - Bahardan Geriye Kalan..
2018’den bir yazısı..
“Arap Baharı" sürecinin kazananı durumundaki ülkeler, siyasî yorumlar ve çevreler, coğrafyamızdaki problemler halledilmediğinde, günün birinde daha büyük patlamaların yaşanacağından şimdiden emin olmalı. Örneğin Suriye'de, hiç de uzak olmayan bir gelecekte, halkta biriken öfke, kin ve hayal kırıklıkları bir infilaka dönüşecek. Bu, güneş gibi ortada bir hakikat. Savaşın kazananlarının, "Bu halk hangi şeylerden rahatsızdı ki, ayaklandı?" sorusunu sorması ve cevabını bulması şart.”
Sayfa 113 - Bahardan Geriye Kalan..
Arap Baharı
“Arap Baharı" neydi? 2011'den bu yana, bu soruyu soranlar aşağı yukarı iki ana kampa ayrılmış durumdalar. Birinci tarafa göre, "olan biten her şey Batıhıların komplosu". İkinci taraf ise, "Yaşanan devrimler, halkların dirilişinin habercisi" noktasında. Oysa hakikat, bu ikisinin karışımından ibaret. Onur, özgürlük, ekmek ve adalet için ayağa kalkan milyonların haklı taleplerinin, her ülkenin kendi içindeki dengeler çerçevesinde farklı biçimlerde bastırıldığı, dış istihbarat örgütlerinin kendi menfaatlerine göre gidişata yön verme yarışına giriştikleri bir süreci yaşadık, yaşıyoruz. Doğal ve kendiliğinden başlayan bir hareketlenmenin, vakit geçtikçe dışarıdan daha fazla müdahaleye uğradığı, hedeflerinin saptırıldığı ve nihayet akim bırakıldığı bir süreç.. "Arap Baharı" bu yönüyle ne tamamen "komplo" ne de tamamen "diriliş".”
Sayfa 112 - Bahardan Geriye Kalan..
“Tam 13 yıl önce, 13 Haziran 2009'da vefat eden Dr. Fethî Yeken, günümüzde yaşıyor olsaydı siyasî ve ideolojik olarak nerede dururdu? "Arap Baharı" çerçevesinde şahit olunan hadiselerde, İran'ı ve Hizbullah'ı desteklemeye devam eder miydi? Baas rejiminin kendi halkına reva gördüğü mezalim karşısında nasıl tavır alırdı? Tüm bu sorulara net cevaplar vermek zor. Ama şurası kesin: Birçok şey için "milat" olan 2011'den önce vefat ediși sayesinde, Fethî Yeken, bugün her kesimden Müslümanın okuduğu bir mütefekkir olarak anılmaya devam ediyor.”
Sayfa 97 - Fethi Yeken’in Mirası