Hilâl

@hilalozmn·
·
sabitlendi
Hakikat
Çok uzun yoldan geliyorum getirdiklerim cebime sığamayacak kadar büyük, görenin aşina olduğu kadar da bariz.. Öyle ki, daha büyüğünü görmedim ve daha güçlüsünü.. göremeyeceğim de.. Bu en uca kadar gidip, sonun başlangıcını, uçurumu görmek gibi bir şey.. daha ötesinin olmadığını bilmenin rahatlığı.. elimdekileri de ancak ben getirebilirdim zaten.. başkası aynı şeyleri de verseydi bana, gördüklerim bir ayna misali farklı olurdu.. zaten sonunda hepimiz birer yansıma getiriyoruz ellerimizde.. sonra diyorum ki, aynada tüm marifet, sırlı diye boşuna demiyorlar..
Reklam
Devletler neden var? -2
“Diğer taraftan, devletsiz bir toplumun yıkıcı bir anarşiye, bir kaosa sahne olacağını iddia edenler de vardır. Bu yaklaşıma göre, devlet olmazsa, güvenlikle ilgili kurallar da olmaz. Hiç kimsenin güvenliği kalmaz. Güvenlik olmayınca insanlar normal bir hayat sürdüremez. Herkes birbirinin düşmanı olur. Hatta canavarlaşır. Bu görüşün en önemli düşünürü Thomas Hobbes'tur. Hobbes devletin olmadığı 'tabiat hâli'nde 'insan insanın kurdudur' vâkasının gerçekleşeceğine inanır.”
Sayfa 22 - İnsan Toplumları ve Siyasal Yönetim·Kitabı okuyor
Devletler neden var?
“Günümüz dünyasında hemen her yere iyice nüfuz etmiş siyasî kültür yöneten - yönetilen ayrımını normalleştirmiştir. Bunun gereği olan roller de yaygın biçimde kabûl görür hâle gelmiştir. Bazı insanlar yönetmek bazıları yönetilmek istemektedir. Neredeyse tüm insanlar devlete önemli görevler-fonksiyonlar yüklemekte ve bunların devlet olmaksızın gerçekleştirilemeyeceğini düşünmektedir. Bu algı ve anlayış kalkmadığı sürece devletler var olmaya devam edecektir.”
Sayfa 21 - İnsan Toplumları ve Siyasal Yönetim·Kitabı okuyor
“İnsanlık tarihinde nispeten geç doğan bugünkü anlamda siyasi yönetim olgusu tarih boyunca dört ana biçim kazandı. Bunlar şehir devleti, krallık, imparatorluk ve ulus-devlettir. Bu dört model arasında siyasi gücün merkeziyetçilik derecesi, sınırları, meşruiyet kaynakları açısından farklar vardır. Siyasi yönetimlerin insanlık tarihinin kısa bir bölümü (yaklaşık 10 bin yıl) boyunca var olmuş olması, onların tarihte ve günümüzde basit bir ayrıntı, bir önemsiz parantez teşkil ettiğini göstermiyor. Bugünkü dünyamız bir siyasi yönetimler (devletler) dünyasıdır. Devletler bugünden yarına ortadan kalkacağa da benzememektedir. Ulus-devletlerin yetkilerinin aşınıyor olması devletin bir gün, en azından yakın gelecekte, insanların hayatından çekileceğini göstermiyor.”
Sayfa 21 - İnsan Toplumları ve Siyasal Yönetim·Kitabı okuyor
“Tarımsal üretime geçilmesi, her şeyden önce, insan toplumlarının nüfusunun küme toplumlarındakiyle karşılaştırılamayacak kadar çok artmasına yol açtı. Önce yüzlerce, sonra binlerce insan aynı mekânlarda yaşamaya başladı. Bu insanların beslenme, barınma, güvenlik ihtiyaçları toplumları karmaşıklaştırdı. İlişkileri yüz yüze olmaktan çıkarttı. İş bölümünü yarattı,derinleştirdi. Üretenle üretmeyen arasındaki farkın algılanmasını ve tespit edilmesini zorlaştırdı. Refah seviyesini yükseltti. ancak başkalarının sırtından geçinme fırsatları ve yolları da yarattı. Böylece, F. Oppenheimer'a göre, insan toplumlarında iki geçinme yöntemi ortaya çıktı: Üretme ve yağmalama. Üretenler üreterek ve ürünlerinin ihtiyaçlarından fazla olan kısmını aynı durumda olan başkalarıyla mübadele ederek hayat ihtiyaçlarını karşıladı, yağmacılar ise üretenlerin hâsılasını şu veya bu şekilde ve şu veya bu oranda yağmalayarak. Siyasi yönetimler, ilginçtir, bazen yağmayı önledi, çoğu zaman yağmayı bizzat yaptı. Böylece yağmacılık kurumsallaştı.”
Sayfa 20 - İnsan Toplumları ve Siyasal Yönetim·Kitabı okuyor
Reklam