“İtaat etmek çocuğa hemen ödül getirir,” der Winnicott; “Yetişkinler de itaati büyümekle karıştırırlar kolaylıkla. Halbuki itaat, çocuğun en büyük ahlaksızlığıdır.” Ahlakımız, kendimize sadık olmaktan geçer çünkü. İtaatle kendimize ihanet ederek, yani kendimize rağmen anne-babaya ya da iç anne-babaya, dıştaki bir otorite figürüne uyarız.
“Cehalet hiçbir şey bilmemek ve iyinin cazibesine kapılmaktır. Masumiyetse her şeyi bilmek ve yine de iyinin cazibesine kapılmaktır.”
-Güney Amerika atasözü
Bir başkasına utanç ve suçluluk yüklemeye çalıştığımızda o kişinin davranışlarını bu hisler aracılığıyla kontrol etmeye ve kısıtlamaya çakışıyoruz. Ama “başkası”na yıkıcı olmadığımızda kendimize karşı yıkıcı oluyoruz utanç ve suçluluk nedeniyle. (Depresyon, anksiyete ve erteleme)
Kaş çatılan, sırf bakışlarla dahi olsa “Hayır”, “ Yapma” denilen çocuklarda da anne/baba/ bakım-veren ile reel anlamda ayrılan, yani ayrılma kaygısı (separation anxiety) yaşayan çocuklarda da kortizol ve kortikosteroid seviyesi bir fark gözetmeden, aynı şekilde yükseliyor.