Kulağınızda sallanan büyük küpeler, boynunuzda birkaç kolye, tombul ellerinizin bütün parmaklarında yüzükler... Bütün bunlar size doğrudan bakmayı zorlaştırıyordu. Bir insana doğrudan bakamamak üzücüdür...
Varlıkların en temel niteliğinin ne olduğunu sorgulatan güneşli günler vardır. Hiçbir ikramiyenin isabet etmediği piyango biletleri gibi günler vardır. Hatıraların bıçak kadar keskin kenarlarında ışığın bir an parlayıp sonra kaybolduğu günler vardır. Öyle bir gündü. Sıradan bir gündü.
Onu sarsabilecek şeylerden birinin, Müslüman olarak yeryüzünde işgal ettiği konumun hatırlatılması olabilir. Batı'nın öngördüğü kalıba göre o kendini "hür ve müstakil" sansa bile, İslami ölçülere göre nasıl bağımlı ve kölece bir hayata mahkum bırakıldığının anlatılması, uyarıcı olabilir.