hira

hira
@hiraeeth
lütfen tanrım; yarsın ışık katılaşmış ruhumu görünmez bir bıçak gibi, öldürsün geceyi.
dünyadaki tek değişmeyen olmak büyük yalnızlık çünkü. ve böyle birkaç destek iyi geliyor. yalnızlık denizinin o pürüzsüz, akıntısız yüzeyi biraz da olsa bulanıyor. çok uzaklarda biri sanki yüksek bir kayadan kendini bu suya bırakmış gibi oluyor. böylece o kadar da yalnız olmadığını düşünüyorsun. küfrediyorsun kendine. tırnaklarınla elde ettiğin yalnızlığın bozulacağını düşünerek yaşamak en büyük ihanet. ama sonra kendini düşünüyorsun. ihanet edilecek kadar var mısın?
Sayfa 48
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
ben kayra, bu noktadayım. hayatı reddetmek noktasında. tek bir varlık kaldı reddini gerçekleştiremediğim. o da kendim.
Sayfa 48
ve en sonunda sorularına "neden?" sözcüğüyle başlayanlar gelir. sonunda diyorum, çünkü aralarında kronolojik bir sıralama olduğu gerçektir. insan önce hayatta kalmış sonra inanmış ve en son reddetmiştir. "neden?" sorusu ise ne hayatı, ne de yaratıcıyı merak eder. merak ettiği tek konu kendisidir. ve kendisiyle o kadar ilgilidir ki, soruyu soran kişi içinde iyiliğe yatkın birçok özellik barındırmasına, hiç tanımadığı bir insanın hayatını kurtarmak için kendisininkini tehlikeye atabilecek olmasına rağmen yakın çevresine, sırf "kendisi" olduğu için acı çektirecek kadar bencildir. filozoftur. düşünür. nedenleri merak eder. elinden geldiğince de erişir. ama tek sorun elindeki nedenlerle ne yapacağını bilememesidir. nasıl'ı soran, bildiklerini kullanarak hayatını kazanır. kim'i soran, tanrısını bulur ve tapar. neden'i soran ise nedenleri bulur, bir süre savunur sonra unutur. başka nedenler bulur, onları da savunur ve unutur. ve böyle gider. ismi: insanoğlunun önlenemez değişimi. varlığına farklı nedenler bulmaktır, insanı ilerleten. ancak "neden?" sorusunu soranlar içinde bir azınlık, buldukları ilk nedene takılıp kalır. onda ısrar eder. değiştiremez, unutamaz. ve bütün insanlık ilerlerken azınlığın mensupları sabit kalır. ya yok olurlar ya da bütün dünyayı ve barındırdığı farklı nedenleri reddederek yaşarlar...
Sayfa 47
alın yazısı varsa bunu bir de yazan vardır. doğa varsa tanrı vardır. çocuk varsa anne ve baba vardır. ve bu insanlar dinle ilgilenirler. "nasıl?" diye soran ve dünya burjuvazisini oluşturanların aksine gerçek hayattaki işlerle ilgili asgari düzeydedir. çeşitli dinlere mensup olurlar. ve sorularını kutsal kitaplarına yöneltirler. burjuvalarını hukuk kitaplarına yönelttikleri gibi...
Sayfa 47
beynimdeki tek soru, gözlerimi açtığımdan beri "neden böyle bir yaratık haline geldim?" sorusuydu. zaten hepimiz kendimizi sorduğumuz sorulara göre belirleriz. tercihlerimiz sorularımızdan gelir... "nasıl?" sorusunu soranlar, gerçek hayatın gerçek uğraşlarını en iyi öğrenenlerdir. bilimle, sanatla, dünyayı "dünya" yapan her branşla ilgilenirler. siyasetçiler buradan çıkar. çünkü kendilerinden öncekilerin nasıl yaptıkları ile ilgilenip meşgul olmuşlar ve akıllarına başka bir soruya getirmemişlerdir. "kim?" ya da "ne?" ile başlayan sorular ise fail arayan, yaratıcı, yok edici kişi ya da olay araştıran insanların hayatlarını çizer.
Sayfa 47