hira

hira
@hiraeeth
lütfen tanrım; yarsın ışık katılaşmış ruhumu görünmez bir bıçak gibi, öldürsün geceyi.
yazmayı seviyordum. cümleler kurmayı, kelime oyunları yapmayı, karmaşık konular anlatmayı...
Sayfa 29
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
on beş yaşımdaydım ve her şeyi yapabileceğime inanıyordum. hayallerimin bana bir ömür boyu yetebileceğini ve bu arada bedenimin ağzımdan çıkan sözlerin etrafında bir kalkan oluşturarak zarar görmemi engelleyeceğini düşünüyordum. sadece, gittikçe tehlikeli hale gelen bir oyun oynuyordum. ama ben oyunları hep ciddiye aldım. sahte ilişkiler ve dünya üzerindeki her kavramı içme arzusu hayatımın on beşinci yılında başımı döndürmeye yetiyordu.
Sayfa 28
insanlara yalan söylemek için açtığım ağzımdan dökülen pisliği içimdeki ses temizliyordu. birbirlerine gün ve gece kadar zıt olan iki sesin de aynı dudakların arasından çıkıyor olmasından rahatsız değildim. düşüncelerime ve beynimden geçenlere en yakın -en yakın diyorum çünkü hiçbir zaman tam anlamıyla düşüncelerimizi söylememize yetecek kelimelerin yeryüzündeki lisanlarda bulunmadığını uzun zaman önce anladım- cümlelerin ağzımdan çıktığı gün öldürülmüş olacağımı ya da yavaş yavaş yok olmamı sağlayacak şartların sözleşmiş gibi çevremde buluşacaklarını düşünüyordum.
Sayfa 28
farklı olmak için mi farklıydım, yoksa öyle mi doğmuştum bilmiyorum; ancak emin olduğum nokta tanıştığım kişilerle aynı durumlar karşısında aynı duyguları hissetmiyor oluşumdu.
Sayfa 28
her şeyi kendim keşfedebiliyordum. kimsenin yol göstermesine ve hayal gücüne ihtiyacım yoktu. romanları, edebiyattaki bütün eserleri bir dolandırıcılık sektörünün parçaları olarak görmeye başlamıştım. fikir satmak, herkesin oturup düşündüğü takdirde erişebileceği kavramları şekillendirip, ambalajlayıp pazarlamak, herhangi bir sahtekarlıktan farksızdı benim için. dolayısıyla matbaadan çıkan kayda değer tek ürünün ansiklopedi olduğuna inandım. ihtiyacım olan salt bilgiydi. ve o bilgiyi aldıktan sonra ne yapacağım sadece beni ilgilendirirdi. bir de gidip o bilgi karşısında x yazarının ne hissettiğini bilmem gerekmiyordu. ben yeterince hissediyordum. hatta bütün dünyaya yetecek kadar.
Sayfa 27