Bu kitaba dair elimden geldiğince yazmak istiyorum çünkü kısa bir iki kelimeyle geçiştirilecek bir kitap değil. Öncelikle küçük bir kız olan Scout’un bakış açısıyla yazılmış bir kitap. Amerika’da o dönemlerde siyahi ve beyazların aynı adalet tartısında ölçülemediğini görüyoruz. Sadece sözde geçerli olan bir adalet kelimesi söz konusu. Bir beyazın karşısında siyahın, jüri önünde kesinlikle haksız seçileceği bir mahkeme... Okuldaki öğretmenin çocuklara Adolf Hitler’in zalim olduğunu ve bu yüzden de Almanya’da Amerika’daki gibi demokrasinin olmadığını söylemesi fakat Amerika’daki siyahi ayrımcılığını desteklediği bir zaman diliminden bahsediyoruz. Yani bir öğretmen ülkesindeki siyahi insanları insan yerine koymazken başka bir ülkedeki Yahudilere yapılan acımasızlığı anlatıyor, demokrasiden bahsediyor. Üzücü ama gerçek maalesef. Bir zenciye iftira atan Bob Ewell sonlara doğru Atticus’un çocuklarını öldürmek isterken ölüyor ve kimin öldürdüğü merak konusu haline geliyor. Öldürenin kim olduğu aslında açıkça verilmese de ipuçları bulunuyor örneğin bülbülü öldürmek günahtır çünkü masumdur, iyidir. Atticus, Ewell çocuklarını öldürmeye gelen Ewell’in ölmesinden dolayı çocuğunun nefsi müdafaa ile onu öldürdüğünü düşünüyor ama Şerif Ewell’in kendi bıçağına düştüğü konusunda ısrar ediyor çünkü Scout’un dediği gibi eğer Ewell’i öldüren Jem veya evinden bile dışarı çıkmayan hasta Öcü Radley olduğunu kabul etseler “Bu bülbülü öldürmek gibi bir şey olurdu.”