magaradergisi.com/mansetler/1479-...
''''Twitter’da bir haber gördüm; “Bugün hicrî yılbaşı başlıyor” diyordu. Düşündüm, hicrî yılbaşı benim için ne ifade ediyor? Ne zaman başlıyor, ne zaman bitiyor? Ne yapmak lazım? Hiç bilmiyorum. Gâvurlara benzememek için yılbaşı gecesi Mekke’nin fethini gündeme getirmek gibi bir şeydi. Hiçbir şey yapmazdık, “biz Batılı değiliz” demek için kullandığımız bir argümandı sadece. Ne de olsa Doğu’nun Yedinci Oğlu olmaktı amacımız. Ama nasıl? Bilmiyorduk.
Hayatını bir yalana inanarak geçirmek gibi korkunç bir hayal kırıklığı yoktur herhalde. Gençliğini 90’lı yıllarda geçirenler olarak “Selam İmam-Hatiplim” diyen Mehmet Emin Ayımız, “Bir Güneş Doğuyor” diyen Eşref Ziya Terzimiz, “Şehit Tahtında Rabbe Gülümser” diyen Ömer Karaoğlumuz, “Bunlar taklitçi zihniyet” diyen Şevki Yılmazımız vardı. Dünyayı biz kurtaracağız düşüncesiyle hareket ederdik. Ve Erbakan’ı savunmak hakikatin yanında olmanın bir gereğiydi. İslam bizden sorulurdu. CHP’ye, DYP ya da ANAP’a oy verenlere Allah ıslah etsin derdik.
Abdurrahman Dilipak mühim adamdı, İhsan Süreyya Sırma büyük tarihçi, Kadir Mısıroğlu gerçek tarihçi, Mustafa İslamoğlu dava adamı, Mevdudî büyük âlim, Seyyid Kutup yol rehberi, Hasan el Benna örnek mücahiddi. Filistin namusumuz, Ayasofya hayalimiz, Fatih Sultan Mehmet dedemiz, İstanbul şerefimiz, Erbakan halifemiz, nurcular ve askerler engelimiz, Süleymancılar rakibimiz, cami cemaati şuursuz Müslüman kardeşlerimizdi. İlçede Hacı Rıfat Çavuş vardı beş vakit camide namaz kılan. Tek gazete bayisiydi. Milli Gazete’nin içine Tan gazetesi koyar, okurdu dükkânda. Bilirdik ama bir şey diyemezdik. Ön saf Müslümanıydı camide. Yerine oturamazdın. Kaldırırdı. Bir keresinde namazda üç kez kaşındım diye “Namazın