"Kendimin bir diriliş eri olduğuna inanıyorum" diye başlıyor kitabına Sezai Karakoç. On üç bölüm ve altmış sekiz sayfadan oluşan kitabı boyunca, artık kendisiyle özdeşleşen "diriliş" kavramı etrafında davasını ve başlattığı savaşı anlatıyor. Yalnız bu topla, tüfekle yapılan bir savaş değil elbette. Yazarımızın tabirleriyle bu; "ruhlar arasında olan bir savaş", "zihniyet savaşı", "karayla akın savaşı", "bir hayat tarzı, dünya görüşü, yani bir medeniyet savaşı".
Sezai Karakoç'un amentüsünde geçmişi inkar ya da geçmişe mahkum olmak değil, geçmişi görüp puslarından kurtarmak vardır. Geçmiş zamanı ve gelecek zamanı şimdiki zamana getirme. Çağa tanık olma ve çağı tanık tutma. Günün adamı değil, "dem"in adamı olma. Düşünce hayatıyla inanç hayatı arasında kopmuş olan bağları yenileme. Kişi kaygısıyla toplum kaygısının özdeşleşmesi. Kendine ve çağa meydan okuma. Dünya kavgasına, dünya için ve dünya adına değil, Allah için katılma. Kavgaya, ebedi barış için katılma.
Geçmişteki büyük islam yaşantısına hayran olmakla yetinilmemeli O'na göre. O yaşantıyı bugün de gerçekleştirmeyi bir ödev bilmeli. Her müslüman önce, kendi iç dünyasında müslüman olmalı, fakat ondan ayrılmaz bir şekilde toplum içinde ve toplum halinde de müslüman olmayı şart olarak idrak etmeli. "Diriliş" bu anlamda Peygamberimizin bütün sünnetlerini ihya amacını gütmek demektir.
Kentler her yönüyle mü'min hale gelmelidir Karakoç'un elinde. Çünkü şehirlerin de inanmışı, inkarcısı, nihilisti, ate olanı vardır ve toplam anlamıyla kent, ya imanı, ya isyanı haykırır O'na göre. Bu bağlamda, "Diriliş Sitesi"nin yeniden kurulacağına inanır Karakoç, "Diriliş Kuşağı" tarafından. Bu site sadece geniş yolları ve sağlam yapıları olan bir kent olmayacaktır. En güçlü yanı toplum yanı olacaktır: Diriliş Toplumu.
Kitap