Nietzsche insanı bu denli kötülediğinde, insanları toz pembe bir sisin arkasından gözetlemekteydim. Zerdüşt'ün sözleri bittiğinde bu sisin isli bir dumana dönüştüğünün farkına vardım. Nietzsche'nin yaptığının insanı kötülemek değil, aslında insanın derin bir tezahürünü yapmak olduğunu bir çiçek bahçesinin ortasında otururken, ansızın başımın üzerindeki alçak bulutların yumuşak tüylü iğrenç canavarlara evrildiği esnada idrak ettim. Tanrı'nın yarattığı bedenler bir olmuş, bir gece ansızın sivri pençelerini Tanrı'nın inzivada olduğu bir vakit boynuna geçirmişlerdi. Tanrı'nın merhameti insana yetmemiş ve sonunda insanın kötülüğü zaferini ilan etmişti. Güç istencinin getirdiği vahşet, zifiri bir gecede Tanrı'yı böylece tahtından indirmişti. İnsan tanrılığını ilan ettiği geceden bu yana vicdan git gide küçülmüş, ayaklar altına pas pas edilip, tahtların önüne serilmişti. Nihayetinde insan aşılması gereken bir şeydi fakat iktidarda olduğu günden beri tanrılığından hiçbir şey kaybetmedi.